31 Ocak 2009 Cumartesi

Sonun başlangıcı

Kuş kanadından kalemler yaptım

Sevdaları yazmak için

Saçlarıma yıldızlar taktım

Ömrümün yollarını aydınlatmak için



Dün yine sokağınızdan geçtim

Erguvanlara bakmak için

Soğuk sularınızdan içtim

Alevlenen özlemimi dindirmek için



Bir buğulu yalnızlıktı gözlerim

Sana rastlamadığım için

Hep asılı kaldı sözlerim

Söylemek isteyip söyleyemediğim için



Bırak artık kendimde dinleneyim

Yangılarımı güllerle örtmek için

Bana türkülerimi söyle öyle öleyim

Ebediyen ruhumu dinlerdirmek için


H.Kürklü

28 Ocak 2009 Çarşamba

Eyvallah


Yum gözlerini say içinden
Bir iki üç….
Kırmızı karanfiller dönüyor başında
Sil her şeyi geriye
Hiç yaşanmamış say
Ben olmadım hiç
Sen diye birisi yoktu


Yok yok bombalar düşmedi başıma
Kırığını onarıyor kalbim
Aykırı bir ses içimde eyvallah etmeyen
Gözümde ki yas gitti
Sözlerim asılı kalmıyor artık
Değişiyor nesnelerin rengi
Su yatağına dönüyor

Bulduğumu sandığım usulca yitirdiğim
Yeniden sarılıyorum ömrüme
Aşklar isteyenin olsun
Ben artık
Bademlerin çiçek açmasını bekliyorum
Mayıs gülleri benim için açacak
İğde ağaçları yüreğimden öpecek
Perde kapanırken
Şarkılar benim için söylenecek


H.Kürklü

25 Ocak 2009 Pazar

Cangıl


Üzüm gözlü çocuklar gördüm sıska,
Gencecik annelerin elinden tutmuş,
Gözlerinden zekâ fışkıran
Akşam sofralarında ekmeği bölüşmüş
Aydınlık yüzlü çocuklar gördüm
Ne çocuklar gördüm gürbüz
Anne baba ayrı havada
Şımarıklığın dozunu aşmış
Bir eli yağda bir eli balda
Mutlu yüzlü çocuklar
Ne kadınlar gördüm beli bükülmüş
Hayatın çilesini sırtında taşıyan
Genç yaşta ihtiyar olmuş
Pırıl pırıl bakışlı kadınlar
Ne kadınlar gördüm atlas elbiseli
Nerede sabah orada akşam
Vur patlasın çal oynasın
Yüzlerine maske takmış kadınlar
Ne adamlar gördüm çizgi çizgi yüzü
Ayakkabısı delik elbisesi yırtık
Evine ekmek götürme telaşında
Emekçi yorgun bezgin çelik yürekli
Gururlu ve dik bakışlı adamlar
Ne adamlar gördüm kalın enseli
Kazanmanın hırsı sarmış ruhunu
Her şeyinin olduğunu sanan
Karanlık yüzlü pervasız adamlar
Ne insanlar gördüm çeşit çeşit
Zemheride üstünde hırkası
Cebinde parası olmayan
İç denizlerde çırpınan
Karalara vuran
Çok şükür ki
Gördüm birbirine elini uzatan
Yardımlaşmayı,
Paylaşmayı bilen
Can insanları da gördüm

H.Kürklü

Arzuhalim var


Lütfen bana bir gülücük getir
Topaç çeviren çocuklardan al
Kahkaha kuşlarından iste
Gözleri boncuk,saçları sarı
Pembe yanaklı teyzelerden
Kınalı kuzulardan,
Pinpon amcalardan
Gülüşler topla benim için

Lütfen bana bir nefes getir
Dağdaki çobanın kavalından
Yeni açmış filizden
Bülbülün sesinden iste
Uğuldayan dağlardan,çağlayan sulardan
Nakış gibi inen akşamın buğusundan
Senin köyünden nefes getir bana


Lütfen bana bolca sevgi getir
Karlı dağların eteğinden
Batmakta olan güneşin ufkundan
Çiçek toplayan çocukların yüreğinden
Kuşların cennetinden sevgi iste
Toprağın cömertliğinden
Doğanın güzelliğinden
Sevgi topla benim için
Harman olsun
Sevgi dolsun
Gülüşler
Nefesler
Sevgiler
Benim olsun, benim olsun


H.Kürklü

24 Ocak 2009 Cumartesi

İsli geceler


Islık gibi geçiyor zaman
Mekânsız kamburlardan
Adı değişmeli
Rüya mı olmalı?
Buse mi?
Ne fark eder ki!
İsli pisli firari gecelerde
Üst üste yığılır berduş saatler
Birbiri ardına söner yıldızlar
Gurbet kokar sokaklar
Sessizliğin düşlerine dalar
Neon ışıklarının pırıltısında
Hoyrat eller canını yakar
İhanetinde gecenin


Sindikçe siner ümitsizliğin koynunda
Kara gecelerde sözcüklerle kirlenir
Bedenine fiyat biçilir
Direnmeler anlamsızlaşır
Tenini dondurur ayaz
Havalanır ipsiz uçurtmalar
Ömrü isli gecelerde sürecekse
Meçhuldur gelecek
Kirlenir dünya bedeninde
Beraberinde aşklar


Taşıyamaz
Mahzundur gülümsemesi
Süzülür yanaklarından inci mercan çiçekler..
Boşlukta ki gecelere..

H.Kürklü

22 Ocak 2009 Perşembe

Güz Sancısı


Sus/ma
Hüznü onar/ma
Nasıl olsa kıştan sonra bahar
Yeni çiçekler açar,
Nisan bahçelerinde
Ömrünün hazan mevsimini,
Yeşil ovalara çevirir
Güller fışkırır bağrından..
Buz gibi pınarların,
Sularından içersin..
Düş olurum gözlerinde
Yüreğin serinler
Yıldızlar düşer ayakuçlarına
Yaşamın kımıltısını görürsün
Yokluğumda…
İçinde ki kuşlarda özgür kalır
Sen yine de
Ay ışığıyla donat masanı
Dinle memleket havası türküleri
Mırıldan sıcak odanda
Dokunmasın yüzüne
Sıkıntının gölgesi
Say ki mevsimsiz sağanaktı
Güz sancısıydı yaşanan
Beyaz uyku rüyası
Unutma ki
Bilmelisin ki
Ben usulca bırakırım
Yollarına
Selamı mı


H.Kürklü

21 Ocak 2009 Çarşamba

Mermiler düşmez mi gecenize


Dönüyor devran iş bilmez dümenciler elinde
Yaşamak hüner oldu insanların ahı var
Bulanık suları okyanus sananlar
Girdabına kapılıyor suyunu temiz sananlar
Kirini akıtıyor namlusundan çıkan kurşunlar
İnsanlığa nefes aldırmıyor çılgın süvariler
Kavgaların şahidiyiz sessiz ölümlerin
Ne zaman sona erecek bombalı ahtapotlar
Gökyüzü üşüyor çocuklar üşüyor, ağlıyor
Uyuyan devler uyansa
Silkinse insanlık dur dese
Üryan geldik üryan !
Neyin kavgası neyin savaşı
Ah ile inleten
Gece vakti postal sesleri
Namlu ucu yaşamlar


Dünya sarsılıyor etraf ceset kokuyor
Kan damlıyor masum bakışlı çocuklardan
Sanmayın ki bize dokunmayacak sinsi yılan
Ateş çemberi arttıkça artıyor ya siz yaşayan ölüler
Hırs almış yürümüş indikçe iniyor kanlı baltalar
Yürekler kor ateş bağırlardan sızar hep kanlar
Silahlar alınır satılır inim inim inler coğrafya
Masum çocuk, genç, yaşlı kimin umurunda
Yankılanır feryat figan bebek çığlıklarında
Uyu uyuyabilirsen
Uykunu bölmez mi çocuk sesleri
Mermiler düşmez mi gecene…
Yazık…





H.Kürklü

20 Ocak 2009 Salı

Sevemedim


Mevsimler yaşadım
Yaşadım da sevmeyi hiç bilemedim
Yol buldum şen bahçelere
Gümüşsü pınarlarda köpük oldum bazen
Adı konmamış çiçekler topladım dağ yamaçlarından
Duyduklarım gördüklerim kulağıma küpe oldu da
Gölgem düştükçe üstüme
Sevemedim sevemedim



Bülbüle güle sordum
Ummana ipek semalara sordum
Leyla’ya Mecnun’a sordum
Yoldan geçen rast gele birine de sordum
Sonra sonra yüreğime sordum
Sevildim çok sevildim de
Sevmeyi neden bilemedim?


Ayçiçekleri döndü yüzünü ısıttı ruhumu da
Lalezarların değerini de bildim üstelik
Aşk iklimlerini görmezden mi geldim?
Sağanak yağmurlarda da ıslandım
Yıldızları da topladım tek tek avuçlarıma
Mey içtim sarhoş oldum mavi gecelerde de
Yine de
Ben neden hiç sevemedim sevemedim


Beyhude mi geçti ömrüm,
Yarabbim
Ya sevince geç kalırsam



H.Kürklü

19 Ocak 2009 Pazartesi

Yalancı bahar


Her sene aynı yere aynı saatte gelirdi
Ahşap sandalyede oturur
Denizi seyreder
Havanın güzelliğine inat
Üzüm buğusu gözleri uzaklara dalarak
Hüznün ümidiyle
Gelmesini beklerdi
Beklenen gelmezdi..

O adı yok kimliği belirsiz
Narin ,hassas,kırılgan
Ama ümitli..
Bekler di,söz vermişti,
“Geleceğim bekle beni”demişti..
Gelmezdi,hiç gelmemişti..

Bilenler bilir
Yalancı bahara aldanıp
Çiçek açan kayısı ağacını
İşte o,
O bir kayısı ağacı
Kandı mı yalancı bahara
Dallarında ki çiçeklerde solar
Ağıtlar dolar sessizce gözyaşlarıyla
Hangi yana dönse
Kan damlar yüreğine
Kuytularına çekilir yalnızlığın
Kar yağar yollarına
Saracak bir sıla arar
Ararda bulamaz
Kanmıştır yalancı bahara
Şiirleri de çiçek açmaz
Sis iner sularına
Kimseler anlamaz
Sil baştan yaşamak yok
Bunu bilirdi
Bilirdi de
Yine de
Giden yılların
İnce sesiydi umut..

Gel
Gel de
Derdinin dermanı ol efendim





H.Kürklü

18 Ocak 2009 Pazar

Rüzgar geçti içimden


Ansızın
Rüzgâr geçti içimden
İncitti tenimi
Öyle sessizdi ki
Gömü sessizliği
Kehribar sarısı
Ne akan suyun tadı
Ne ay ışığının şavkı
Kalmadı birbirinden farkı
Yarabbim
Yok mu aşkın hatırı


Artık
Sığ sularda derin hicran
Bakışlar oldu hazan
Esme, geçme rüzgâr
Çığlığımı sal dünyaya
Koyma boynu bükük
Ya bırak gitsin
Gitsin de hiç gelmesin
Ya da soluduğum hava
İçtiğim su
Aziz bildiğim herşey adına
Gelsinde hiç gitmesin


Sonra
Üşümesin yüreğim
Sarsılmasın tenim
Vakit erişmesin
Kar yağmasın
Ölüm yoluma
Yine de gelsin istemesem de
Ölümüm gelsin aklına
Yarım kalan yaşanmışlıklarla….
H.Kürklü







11 Ocak 2009 Pazar

Gitme..


Söyle bana;
Sen yüreğimde çiçekler açtırmadın mı?
Yıldızsız gecelerde ay ışığına büründürmedin mi?
Masum bakışlarımız rüzgârla oynaşmadı mı?
Ilık ılık damarlarımda dolaşmadın mı?
Yaşama sevincini seninle bulmadım mı?

Etme
Gitme yarim

Çığ düşürme içime
Kapılıp gitmeyeyim girdaplarla
Düşmeyeyim derin yarlardan
Susmasın türkülerimiz
Kopmasın gözlerimde kıyamet
Saçma ayrılık sözlerini sol yanıma

Etme
Gitme yarim

Tut ellerimden tut
Suların üstünde yürüyelim
Aynı güneşte ısınalım
Sesinle sarhoş olayım
Mor kıvılcımlar çaksın üstümüze
Bıkmadan çoğaltalım sevgimizi
Son tufanı olalım gecelerin

Etme

Gitme yarim


H.kürklü

7 Ocak 2009 Çarşamba

Bul beni


unutursan beni bir gün
denizin tuzunda bul
dağ çiçeğinde,
içtiğin su da bul,
bir ezan sesinde
hüzünlü bir akşamın batışında,
o güzel kalbinin her atışında bul.
toprağı yar,
gökyüzünü al aşağı,
dağların ardında,
beni bul

unutursan bir gün beni
gözyaşlarında bul
aldığın nefeste
yediğin her lokmada
aklına geldiğimde yazdığın şiirlerde bul
güneşi indir
yıldızları söndür
denizlerin ardında
mor bulutlarda
bul beni..bul beni..



Hatice Kürklü

6 Ocak 2009 Salı

Gel


Gel
Güllere çiy düştüğü zaman
Nefesin gül koktuğunda
Gözlerinde özleminle gel
Öyle gel ki
Yıldızlar tek tek düşsün
Yankılansın evren
Baharı solusun tenim
Hava da aşk kokusu
Ay göğe sığmaz olsun
Gün inerken denize
Söylenmemiş sözlerinle
Gel
Elin elime değdiğinde
Durulsun bulanık sular
Unutmayalım unutamayalım
Sen ömür ben sonsuz olayım
Yürüyelim sevdanın yollarında
Gel
Sevdanın hırkasını giyinde gel
Çok geç olmadan gel..



Hatice Kürklü

3 Ocak 2009 Cumartesi

Git..


Buza dönüştü sevgim
Kristal buz parçacıklarına
Güz ayazı dünde kalan
Nefesim kar sızısı
Artık konuşmak sessizlik
Susmaksa yasak
Yaşanacak ne kaldı ki
Git..git..

Aşk biter
Yüreklerden göç eder
Ansızın ayakların yere değer
Yürek isyan bayrağını çeker
Acımasızca vurur ha vurur
Şimdi
Tam zamanı
Bu türkü bitmeli
Son yaprak düşmeli dalından
Düşse ve bitse
Sen bitsen
Ardına bakmadan gitsen
Git..git..


Direnirim bu rüzgârlara
Avunurum sonsuz beyazlıklarla
Tül kanatlı kelebeğe dönüşür
Uçar giderim semaya
Tohum olur toprakla karışırım
Yeniden doğarım
Mor akşamlarda
Yeter ki sen git
Git…git..



Hatice Kürklü

2 Ocak 2009 Cuma

Say yılları dostum


Say yılları dostum…
Şerefe dediğimiz kaç acı,
Kaç sancı var defterimizde…

Yılların yorgunluklarıdır,
Gözleri(m)nde gördüğüm…
Aynı kırsalın evlatları,
Aynı sokağın çocuğuyduk biz…
Aynı renkte hayaller kurar,
Aynı aşk şarkılarını bağırırdık,
Avazımız çıktığınca…

Gözleri(m)n güler masumca,
Her kahkaha(m)n,
Sıcak bir iklim gibi yüzü(m)nde…
Sen en sıcak yanı dostluğun,
Ben eşlik eden ateş sıcağına…

Şimdi sayalım birlikte yılları…
Kaç acıda ıslattık yürekleri,
Kaç ayrılığın üzerine dem tuttu hüzünler…
Kaç gönül kırdık,
Kaç gönül aldık bilinmez…
Günahlarımızı sevaplarımızı paylaştık…
Ne bir eksik ne bir fazla çocukça…

Şimdi yılları sayalım dostum…
Uzat ellerini,
Karanlıktan çıkalım aydınlığa…
Demlenen hüznümüzüde alıp yanımıza,
Yürüyelim dost kervanında…


Songül Taştan

1 Ocak 2009 Perşembe

Aşk Her Renktir


Sevgi dinginlik veren, ılık meltem gibidir...
Aşk engel tanımayan, deli poyraz gibidir...

Renklerin hiçbirisi uymaz aşk tanımına...
Benzetmek gerekirse kırmızı uyar ona...


Aşkın ruhtaki seyri, renklerin evrimidir...
Önce pembe sonra al sonra da kor rengidir...

Eğrisi doğrusuna kimi zaman denk gelir...
Gönül, akıl ve beden birse aşk tos pembedir...


Aşkı mora bürüyen sebep iki tanedir...
Bir teki reddedilmek, teki gizlenmelidir...


Dünyevi cümle aşklar O aşktan bir zerredir...
Kâh feyiz beyazlığı, kâh murat yeşilidir...

Evlat mutlu sonlarda, aşktan birer meyvedir...
Oğul mavi kaynağı, kız çok tatlı pembedir...

Bazen de aşkın rengi ayrılık sarısıdır...
Vuslat ateş düşürür, hicranın devasıdır...

Kimi zaman maşuka eceli hak ulaşır...
O zaman aşkın rengi zifiri siyah kalır...



Hazal Karadağ

Mor Yağmurlar

 
MOR BULUT © 2008 by para Você | Re-design Sweet Baby Girl