Nereye uzandıysa elim
Devasa bir yalnızlık
Sarsıldıkça gönül evim
Kendi uçurumlarımı yaratıyorum
//Süngü çekilmiş iç sıkıntılarıma,
Cellâdıysa yalnızlık//
Yabana bıraktım dilimdeki sözcükleri
Sustukça, göğsümde çocuklar ağlıyor
Çıralar tutuşuyor abı hayatımda
Gittikçe çoğalıyor yalnızlığım
Yüz yılın uykusuna dalıyor fikrimde
Yoldaşı oluyor ömrümün…
Hal böyleyken,
İçimde ki kızıl haykırışların
Suskunluğunu peydahlıyorum gittikçe
Örselenmiş yürek kelamımın
Kalabalık yalnızlığında
En çok sözcüklerim üşüyor
Yalnızlık rehin kalıyor beynimde
Çığlıklar doğuruyor alabora
Hançer kadar kesici
Rüzgâr uğultusu kadar sert…
//Gönül yangınlarımda
ağlaya dursun mor menekşeler//
Derinliğine gizlenmiş yüreğimde
İnce buz kırılganlığında
Akamayan yaş var gözlerimde
Oluk oluk taşamadan, kanayan
İnadına dökülemeyen…
Kimsesizliğin kol gezdiği
Ahraz yüreğimde
Kıyamet çiçekleri açarken
Canımı yakıyor
İçimde ki yetim çocuk
Ve
Uslanmaz hıçkırıkları…
//Vurgunumun kuytularına çekilmiş isyan,
Ağıtını bekliyorum//
Hatice Kürklü
17 Nisan 2010 Cumartesi
Kıyamet Çiçeği Yalnızlık
Efkarlı Şiir
Efkârım dolanır yar dağ başında
Çekilir ardına seyran eylerim
Özlemin birikti gözüm yaşında
Gül verse de gönül sensiz neyleyim
Dinsin bu hasretlik özlemim kavruk
Gelsen artık benim elim kolumsun
Beyhude yıllarım olmasın savruk
Sen benim aydınlık bitmez yolumsun
Kaderime yazdım hiç silemezsin
Alın yazım oldun sen benden gitme
Ömre gülistansın sen bilemezsin
Ben sende bitsem de sen bende bitme
Ekmeğim aşımsın oy güzel sözlüm
Gönlünü gönlüme şimdi bağlasan
Baharım yazımsın sen kara gözlüm
Bahçemde bağımda artık çağlasan
Hasretin dilimde bitmez şarkısın
Kavuşmak yakında söz yemin sana
Yürek dergâhımda en son akşamsın
Geleceğim aşk ile gel desen bana...
Hatice Kürklü
Kadının Yüreği Gökkuşağında Nöbette
Kadının gizleri olmalı,
Kirpiklerinden süzülen yaş kadar soylu
Bebeğin rahimde yuvalanması gibi masum…
Büyülü sözleri olmalı Leyla’ca,
Öyle mağrur
Öyle destansı
Akmayı bilmeli dilinde hazır kıta
Sevmeyi bildiği kadar nazlı…
Aşk yazılası gözleri olmalı,
İstiridye içinde inci misali
Öyle güzel
Öyle nadide
Sevgisi müebbet olmalı,
Yeşilin uçsuz bucaksızlığı
Mavinin sonsuzluğu
Hasretleri karanfil kokulu
Ateşten yüreği gökkuşağı
Sevdasız ömrü ölüm gibi olmalı ölüm…
Sevgi doğurmalı yüreğinin dilinde
Emzirmeli sevdasını ak sütüyle…
Şafak renginde kozalar örmeli sabırla
Gönlünün gül yüzünde…
İhtilali olmalı parmak uçlarında
Ay çarpması gibi sarsıcı ve derin
Gecenin en sessiz saatinde
Aşk, bedeninde tutku olmalı
Yer gök kâinat sarsılmalı
Sancılı doğum gibi..
Seveni olmalı mutlaka Mecnun gibi
Gününü güneşle donatan
Gecesini ay ışığıyla aydınlatan
Düşlerini rengârenk yapan
Seveni olmalı
Olmalı…
//Kum sıcaklığında aşk dokunsun gözlerine,
Saçını sevgiyle okşayan el gibi//
Hatice Kürklü
Hadi Barışalım
//Özlemlerimin üstündeki yorgun ve gamlı hüzün hey!
Sığınağın değil gönlümün sabır odaları//
Küskünlüğüm gözbebeğimde kaldı
Ne bir sitem
Ne de bir beddua var dilimde
Bilmelisin…
Açmaz oldu tüm çiçekler
Ne bahçemde
Ne de kehribar bakışta
Hadi ama
Açsın artık…
Ağlamasın bundan sonra gözler
Ne bir damla yaş
Ne de kirpikte buğu
Misafir olmasın, olmasın…
Gönül kasırgasında bitmedi şarkılar
Ne vurdumduymazdın
Ne de çok sağır
Ama olmaz ki böyle,
Bitsin eğreti dargınlıklar
Ne çalınsın güneş
Ne de hüzün olsun gecede
Serpiştir yıldızları saçlarıma,
Yüreğim değemiyor ki göğe
Ne semadaki yıldıza
Ne de güne düşen renklere
Özlüyorum ölürcesine, anlasana…
Gönlümün efendisi,
Lütfen,
Yeniden
Doğar mısın sabahıma?
Hatice Kürklü
Zaman Hüzzam Erguvan Zamana Dargın
Şahdamarımızda biriken yitimle
Yaşanamayanlardan kalandık
Işığımızı biz söndürdük, biz
Şimdi cezalardayız…
_________Kefaretini ödeyemeyeceğiz…
Kal diyemiyorsam sana
Git diyemiyorsan bana
Beklenen ne?
Gerçekleştirmediğimiz düşler
Hatırlanan küçük, sıcak birkaç anımı
Yoksa,
O eski şarkıda kalan melankoli
Senden bana
Benden sana
Derin bir sevdadan yadigâr olan mı?
Müzmin bir sevda karasının
Söylenmemiş son vedasında
Böylesine yaşanmışlığın yaşanamayacağını
Kabullenmemek mi?
Ne,
Ne, sessizce beklediğimiz?
______Susma ne olur…
Günlerdir,
Adını koyamadığım bir ses var içimde,
Bulutlar çiziyorum göz bebeklerime
Yavaş yavaş kapanıyor tozlu kapı
Çanlar çalıyor her bir hücremde
Vedalarım karanlıkta parçalanıyor
Üzerime düşüyor yılgın güz vuruşları
Zaman hüzzam, erguvan zamana dargın
__________Biliyor musun?
Sustu susacak içimdeki uğultu
Dünden daha az bugün mırıldanmalar
Dingin bir rüzgâr eser buralarda
Sessizliğe bürünür yarınlarım
Uykunun kara yüzünde derin sessizlik
Derin sessizlik…
__Buluta güneş ısmarladım,
Sen kederli gözlerini üzerimden al yeter__
Hatice Kürklü
Ceylan Gözlü Yar
Soldurdun düşleri, içimde sızı
Kışlarda kaldım hiç görmedim yazı
Türküler şendi bak kırıldı sazı
Beni derde saldın ceylan gözlü yar
Yürekte çalınır bir mahur beste
Nağmeler dökülür hep deste deste
Ararım seni her duyduğum seste
Beni vurdun gittin ceylan gözlü yar…
Savrulan gazelim, ağlar gözlerim
Adını sildim yok artık sözlerim
Gönül sarayımda aşkı közlerim
Beni ezdin geçtin ceylan gözlü yar…
Gurbet limanına uzayan yolsun
Gül verdim gönlüne yoldaşın olsun
Bensiz geçen günler neşeyle dolsun
Seni benden aldın ceylan gözlü yar…
Hatice Kürklü
Geceye Bir Avuç Yıldız Saçıldı
Sevgilim,
Ay çakılı kaldı gecenin içinde yüzümüzün yarısına
Sevdamız saklandı akşamın kızıllığına
Şarkımızı söyledi bir avuç yıldız
Mehtabın büyülü görkeminde
Hatırla…
Uğur böceğim,
Yakamozlara yemin düşerken sözlerimiz
Öpüvermiştik dudağından hayallerimizin
İkinci baharını yaşarken ömrümüz
Şahit olmuştu sevdamızın resmine gece
Avuçlarında sıkı tut yeter…
Şekerparem,
Yediveren gülücükler bağışlıyorum sana
Gölgesinde konuk olduğun gözlerimi veriyorum
Beni sakla dediğin yüreğimi koruyorum
Alı al moru mor özlemler yolluyorum
Göğsünde sakla…
Can kuşum,
Turuncuda güneşi batırdık
Morda umudu yarınlara yükledik
Yeşilde vuslata dair söz verdik
Kırmızıda uğur böceği uçurduk
Beyazda gülüşümüzü sakladık
Ebrulide ant içtik vazgeçilmezlik adına…
Bugün
Yarın
Her saat için
Sakın unutma…
Hatice Kürklü
Gönderen Mor Bulut 0 yorum
Etiketler: ebruli, mor, uğur böceği
Birisi Öldü Bugün
Sanki gök yarıldı acıyı tadarak
Yer sarsıldı hazin bir gece kırığında
Ay düştü suskun bir kış akşamına
Geceye istila, sehere ağıt düştü…
Ağaçlar çiçek döktü zarından sıyrılırken
Küf koktu toprak, yapraklar kurudu dallarında
İşgal etti mevsimi ebabil kuşları
Sokaklar ıssızlaştı, tipiye vurdu kar
Bahçeler küskün don tuttu kanayarak
Kefen biçti gün, inzivaya çekildi güneş
Ten sancıdı
Beden sarsıldı…
Yok saymanın ve susmanın infazında
Bir yıldız kaydı sema evinden
Canhıraş bir çığlık savruldu
Yürekten tetiklenen mermiyle
On ikiden vurdu…
Birisi öldü bugün
Öldü…
Külleri kaldı ardında…
Dudak sus’tadır artık,
Ağla şimdi mahşere kadar
Sen ağla…
İyi uykular yüreğim
İyi uykular…
Hatice Kürklü
