27 Şubat 2009 Cuma

Canım annem



Bir garip kuş gibi geldim sana
Ürkek korkmuş yaralı
Elini alnıma koysana annem
Dizine yakın oturup
Sığınayım yanına
Sonra sonra
Birazcık ağlayayım


Sana geldim annem
Dağları aştım
Rüzgârlarla ulaştım
Benim annem ben kızın Hatice
Vallahi benim
Dokun bana dokun
Geldim işte


Sol yanım bugün ayrı bir yanıyor
Gözyaşlarım çağlayan
Özlemin kat be kat artıyor
Sitemlerimle,
Özlemlerimle ,
Kardeşlerimin,
Torunlarının selamıyla geldim
Sarsana beni annem


Yaban çiçekleri getirdim sana
Bir testi su koydum kabrine
Ellerinden öpmeye geldim annem
Yüzümü yüzüne sürmeye geldim
Bir daha bir daha öpmeye geldim
Geldim işte
Hadi!
Öpsene beni annem
Canım canım annem


Hatice Kürklü


Hepimiz çok özledik,sevgi ve özlemle seni anıyoruz nur içinde yat annem ..

Bir ben bilirim

Bilirim geri dönüşlerin türküsünü

Sesinden yükselirken özlem buğusu

Kulağıma dolar ”sarı gelin” dizeleri

Türküler yağar ardın sıra

Tutuklu kalır tüm evren menzilinde

Ben bilirim,

Titreyen sesinde yankılanır rüzgâr uğultularım

Dağılırken yollara umutlarım düşlerim

Toplarsın bir bir onu da bilirim

Yine de,

İçimde ki ses boynu bükük kalır

Yankı yapar çığlığa dönüşür

Öper alnından kirpiklerinden

Itır kokar memleket havaları

Ben bilirim,

Aynı güneşte ısınırız

Tarihler aynı günler aynı yıllar aynı

Aldığımız nefes aynı

Günaydınlarımız aynı

Tırtılın kelebeğe dönüşmesi gibi

Uyanışlar aynı

Kimseler bilmez

Bir ben bilirim


Hatice Kürklü

26 Şubat 2009 Perşembe

Su mavisi ömrüm

Gökyüzü mavilerden daha mavi
Ayın şavkı vurmuş hayata
Bülbül ayçiçeğiyle söyleşiyor
Örtünüyor doğa doğum lekesini
Kalbim gülümsüyor
Daha bir sarılıyorum sevdiklerime
Salkım söğüt neşe saçıyor
Bulutlar davetkâr
Konuk etmek istiyor mutluluğumu
Yeryüzünü koynuma taşıyorum
Nefes alıyorum
Attım kötü düşüncelerimi heybemden
Umutla bakıyorum yarınlarıma
Üfül üfül rüzgâr
Yönümü dönüyorum pervanesine
Sözcüklerle dans ediyorum
Mor fistanlar giyiyorum
Türküler eşlik ediyor ömrüme
Bir yudum çay içiyorum keyifle
Dönüp bakmıyorum kötü anılara
Hep güzellikler aklımda
Simli ibrişimle dokuyorum geleceği
Enginlere çeviriyorum yüzümü
Kendimi yeniliyorum
Sevgiyle diriliyorum
Sade bir kahve yapıp
Şiirime konuk bekliyorum

Hatice Kürklü

24 Şubat 2009 Salı

Davetsiz Misafir

Yıldız ektiğin yüreğim üşürken
Başlıyor yeni günler
Sesler yasta, yoruldum yar
Perdeler iniyor yokluğunda
Ardımda bıraktığım günler kor oldu




Aşk bir oyun değil ki adansın şiirler,yalanlar
Sevdayı tenden ibaret sananlar
Zemheride yüreklerinin üşümesidir
Bilmezler hissetmezler
Anlamazlar yar



Tohumun toprakla sevişmesidir aşk
Ana karnından yeniden doğmaktır
Sürprizdir,
En soylu başkaldırış,
Hoş, ılık bir rüzgârdır
Pervasızlıktır
Adını haykırmaktır avaz avaz
Şimşek çakmasıdır
Gök gürültüsüdür
Sağanak yağmurdur
Tufandır aşk




Kanadı kırık kuş gibidir
Onsuz uçamazsın
Düş yarasıdır
Umutla umutsuzluğun yaşandığı
Yanık bir türküdür bazen
Gözyaşlarıyla demlenen




Gün doğumu gün batımıdır
Gül kokulu nefestir
Nefestir almaktır yar
Onsuz olamadığın..

Hatice Kürklü

22 Şubat 2009 Pazar

Ay Yangınları

Gün dönerken geceye
Dizeler düşer kirpiklerden
Ten sıcaklığı ipek dokunuşlara
İç seslerle bezenir ay yangınları
Darağacı yüreklerde



İki aynı yolda
Tüner alıcı kuşlar
Kor sevdalara
Ay yıldız düetlerinde gecenin




Bir senfoni olur rüzgâr sesi
Ritim tutar düş ve gerçeğe
Dökülür yediveren gülleri
Vokal yapar aşk tadı dudaklara
Asi ruhlar nöbet tutar
Tomurcuk buselere



Yüreklerde ezgidir güneş ışıkları
Vuslattır gül kurusu yakarışlar
Aynı sabaha uyanır bakışlar
Ak gerdan gündoğumlarında




Yıllanır sevdanın şiir demi
Şairin mahzeninde
Dudak izleri
Şiir olur
Düşümsü güftelere

Hatice Kürklü

20 Şubat 2009 Cuma

Yitik tüm kelebekler

Tuza banılmış hasretler
Atar anlamsız kıyılara
Lal olmuş bedenleri
Neredeler kim bilir

Yasını tutar prangaların
Gergefinde nakış nakış işlenir
Saklı avazlar keder taşır
Yitik mahkûmiyetlere
Özgür bırakın artık …


Alnından öper
İrtifası kaybolmuş yarınların
Koynunda taşır sonbaharları
Uçurur tüm kelebeklerini
Gölgeleri düşer çığlıklara
Duyar mısınız sesleri?


Takati yetmez yalnızlığın ellerine
Paramparça olur gizlediği akkor
Umutları tutam tutam dökülür
Ay vurur çaresizliğine
Rehin bırakır kimsesizliklere
Gazel sesi duyulur
Can vurulur
Sesler uyur


Hatice Kürklü

18 Şubat 2009 Çarşamba

Göç talanı gönüller



Gönlün kalesi yenik düşmüş
Yanık tarçın kokusu esaretlere
Sallanır oyalı mendiller
Solmaya yüz tutmuş sevdalara



Yamaçlarında dalgalanır reşit acılar
Sessizliğinde seslerin izi sürülür
Bahtsız sürgün günlere
Gökle yer arası uğultular
Savrulur taşkın kasırgalarla



Teslim alır göç talanları
Dilinde ki eğreti şiirleri
Kuytusuna sessizce sığınır
Hıçkırıkları düşer toprağa,suya
Hüzün koyu bir tül gibi
Yıldızların üstünü kaplar
Yüreği dağlanır
Gecesi kanar
Güneşi ağlar …

Hatice Kürklü

17 Şubat 2009 Salı

Sevdası Soylu

Çırasını yakmış, sevdası soylu
Saçları ağarmış, can uzun boylu
Duruş azametli pek güzel huylu
Ah serçe olsaydım sessizliğinde



Çığlıklarım ve ben bulsalar harda
İsyanlarım taşmış gönlüm hep darda
Kokulu mektuplar yazdım ne fayda
Sevdalarım sızlar ıssızlığında



Gül kokusu her gün vakti cennet bağ
Son tufanda yüce ova oba dağ
Beni aşkla yoğur şiir sevgi sağ
Ah şarkı olsaydım bensizliğinde

H.Kürklü

15 Şubat 2009 Pazar

Şah ve Mat

Varın anlatın yorgun düşmüş sürgünlere
Suskun kalplerin kasırgasını
Ayaza vuran ölüm beyazı
Bahtsız sonbahar makamında
Deli fişek ayrılıklar
Canını acıtır asi dillerde


Yığılır külleri alazların
Gücü kalmaz son depremlere
Yalnızlığın perdesi iner mor düşlere
Hangisi vezir hangisi piyon
Kim şah kim mat bilinmez
Büyüsü bozulmuş cümbüşlerde
Üşür teninin enkazında


Azıcık eylül değse
Arya olur mabedinde
En güzel aşkı doğurur tininde
Sevdasına sığınır güneş
Can bulur
Yol olur
Miladını doğurur…
Ve
Söz biter..

H.Kürklü

12 Şubat 2009 Perşembe

Yamalı hayat

Yenilgileri sevemedim hiç

İsyankâr yanım ağır bastı hep

Gitmeleri de sevemedim hiç

Günaşırı karanlık tüneller hep

Ama bir gün bakacaksın

Ben yokum

Küllerini toplamış doludizgin gidiyorum

Sokaklar ıssız ve sessiz

Yağmur bizsizliğe yağıyor

Sahipsiz kalmış kahkaha kuşları

Gözlerin gibi, sözlerin gibi

Şarkılarda susar

Şiirlere acı bulaşır

Güneş bile ısıtamaz içini

Eylül yitirir kimliğini

Çaresiz,

Yapraklarını döker hazan bahçelerine

Oysa biz şiir sağardık düşlerimizden

İki çakıl taşıydık

Çöllerde serap, keramettik biz

Bölüşürdük saatleri

Dilimizde yemlerdik sözcükleri

Rüyalarda buluşurduk

Sen akşamdın ben sabah

Gündoğumu, gün batımıydık biz

Hayatın piyangosuyduk kampanalar çaldıran

Köktük, sarmaldık dal budak salan

Türküsüydük ceylan gezen dağların

Zeytin ağacıydık yaprağını hiç dökmeyen

Yoksa yoksa

Yaması mıydık zamanın

Sahi

Biz hiç biz olduk mu?


H.Kürklü

8 Şubat 2009 Pazar

Can suyu

Bir gün ansızın geldi

Ben mi geldim o mu geldi

Geldik işte

Boşluklara takılı kalmış anılar

Şenlikleriyle geri geldi

Bende mızıka

Onda vuslat türküleri

Selam durdu tüm evren

Asmalar filiz verdi



İster misin?

Bu kenti birlikte yürüyelim

Sabahı tiril tiril giydirelim

Hazan bulutlarını dağıtalım

Alevler püskürtelim hasretlere

Bir şiir ömrü kadar yaşayalım

Ağlanacaksa birlikte ağlayalım

Cemreler düşürelim

Toğrağa

Havaya

Suya

Sınır tanımayalım delilikte

Tersyüz edelim dünyayı



Görüyor musun?

Bak ıhlamurlar çiçek açtı

İpek böcekleri kozasında

Denizler köpük köpük

Çiçeklerde tusanami

Toprak tohumla sevişiyor

Can suyunu veriyor keyifle

Şafak güneşle vals yapıyor

Sonsuzluğun sihri

Hayat buluyor

Selam duruyor

Hoş geldiniz diyor

Hoş geldiniz


H.Kürklü

7 Şubat 2009 Cumartesi

Can Kırığı

Düşündüm de

Seni bensiz bırakmaya karar verdim

Ben sensizliğe çoktan alıştım

Üzülme hiç incinmeyecek yüreğin

Belki farkına bile varmayacaksın

Zaten Sonyaz vurgunuydu bizimkisi

İşte öylesine yarenlik

Hiç bir şey zoruma gitmedi de

Son sözlerin çok dokundu çok

Sol yanımda bir ses duydum

İncecik kuru bir dal kırığı

Belki de belki de

Can kırığı

Yok yok onarırım merak etme

Yeni güne merhaba derim

Sardunyalarımı sularım

Yıldızlara uzatırım ellerimi

Azat ederim yüreğimi

Günaydın derim buğulu sabahlara

Hadi bakalım hoşça kal

Sen bütün vedaları eskittin

Şimdi ben gidiyorum

Tüm şarkılar sende kalsın

Bu şiir sana hatıram olsun

Yine de dikkat et

İncinmesin bu şiir

Terliklerim sende kalmıştı

Adım bahçenin ağacında

İşte onlar için bir şey yapamam

Sende kalsın

Benden sana son hatıra olsun..


H.Kürklü

6 Şubat 2009 Cuma

Siboş ve Hatçe elele

İstersen bu şehri birlikte yürüyelim
Senin elinde fırça ,palet
Benim dilimde şiirler olsun
Karanfiller saçalım köşe bucak
Örtelim tüm incinmiş çocukların üstüne
Anneye hasret gurbete vurgun çocuklara
Kâğıttan gemiler yapalım
Kaydırsınlar engin denizlerde

Kuytularda suskun kimsesiz
Sessiz uğultularına ses verecek
Türküler söyleyelim barışa dair
Ay ışığıyla süsleyelim saçlarını
Yıldız çiçeği kokuları sürelim
Sarsmasın kimsesizliğin yoksunluğu
Ayazlarda üşümesin yürekleri
Vurmasınlar uçurtmalarını
Güller dolsun pencerelerinden
Geri verelim çocukluklarını
Aydınlık yüzlerinde bulalım
Sen resimlerini
Ben şiirlerimi

H.Kürklü


Bu şiir sevgili ve de kıymetli "Sibel Parmaksız'a" sevgilerimle

Göçmen kuşlar

Koşarak geçtiğimiz ömrümüzden
Yeniden dönmek mümkün mü çocukluğumuza
Ne çabuk geçti yıllar
Hasret kokulu ayrılıklarla
Cancağızım gözümün nuru
Bir yıldız bulsam da döksem yoluna
Aydınlatsa ışığıyla
Gel desem gel
Gelir misin?


Doludizgin devrilirken günler
Sevgiler devşir ipek kanatlı kuşlardan
Değmesin ömrüne hüznün lekesi
Mutluluk yüklensin yüreğinin kuytularına
Paylaş sevgi tılsımını sevdiklerinle
Yolun açık olsun
Bahtın parlak çakıl taşı
Parlasın gözlerinde


Oğul oğul,
Çocukluğum kaldı evimizde
Kardeşler desen hep ayrı ayrı yerde
Gümüşi parlaklıkta anılar
Ara beni diyor ara
Hadi bul bulabilirsen
Geçmişte kalan anıları


Bir kuş kondu omzuma
Göçmen kuş
Selam getirdi senden
Aldım kabul ettim
Öptüm kokladım
Bıraktım gökyüzüne
Uğradı mı sana?


H.Kürklü

Canım kardeşim "Tevfik Parmaksız'a"sevgilerimle

1 Şubat 2009 Pazar

Asi Kokulu Yağmur

Olur olmazlarda bul beni
Kimsesizim, huysuzum
Çıkıver karşıma şaşırt
Bende ki seni sobele
Geldiğin yollar pek mi çetin
Ömrümü sağaltanım
Köşe bucak sakladığım
Sen gelmezsen de ufkunu gönder
Sevgini heybeme yükle
Fısıltılarını yoldaş et
Kerem eyle can suyum ol
Bende ki senin sihri
Yüreğimde söz yanıklarım ol
Umarsız efkârınla
Koluma gir
Kırpık yıldızlara bakalım keyfi kaçığım
Bak ceylan ağıtta
Uçuçböceği fır fır uçmuyor
Güller dikenin işgaliyle mahzun
Sular tersine akıyor
Şiirler sabıkalı
Soyunmuş ten asi kokulu yağmuru
İndi inecek
Dizgini bırakmış bulut
Yağmurum ,güz konuğum ol acı bademim..
Ayrı ayrı akalım
Aynı yere akalım

H.Kürklü

Ayrılığın lekesi

Ayrılık ağacıydı ıslanmış yağmurlarda
Yapraklarımı döke döke kimliksiz kaldı
Nerede yanıldı nerede dağıldı
Güz bahçelerinde gazel gibi savruldu

Ayrılık lekesi bulaştı
Yarasında izi kaldı…
Silinmedi

Büyüdü..imgelerle yangını
Asi ve hırçın
Tayfunlara karıştı

Şiir koydu ceplerine
Delik deşik anılarla avundu
Titreşti sesi buğdayların gölgesinde
Yüzünü dağladı yüreğini kavurdu


Ayrılığın lekesi bulaştı
Terinin damlasına…
Kurumadı

İki ucu keskin bıçak
Tıpkı sevilen
Sedefkâr ömür
Tıpkı seven

Başında bir sarhoşluk meyli meysiz
Lokman olmuş yitik gecelerin tutsağında
Örselenmiş bakışları bıkkın çaresiz
Çıt çıkmayan karlı karsız dağ doruklarında

Ayrılığın lekesi bulaştı
Yürek sılasına
Kavuşamadı

Eğdi kaşlarını
Camların buğusuna yazdı
Aşkı neydi solduran?

H.Kürklü

Mor Yağmurlar

 
MOR BULUT © 2008 by para Você | Re-design Sweet Baby Girl