14 Haziran 2010 Pazartesi

Alacakaranlığa Saklanır Hüzün

Sevdiğim,
Olur ya bir gün
Gözlerime baktığında yüreğin kıpırdamıyorsa
Sevgim ağırlık gibi çöküyorsa omuzlarına
Yaşamı avuçlarımızda ısıtamıyorsak
Vazgeçilmezin değilsem artık
Gözlerime dalıp pembe düşler kuramıyorsan
Ellerin ben kokmuyorsa
Düşüverdiysem gözbebeklerinden
Söylediğin ilk kişi ben olmalıyım…

Benden uzakta beni düşünemez olmuşsan
Nefesim nefesine yoldaş olamıyorsa
Günler geçse bile özlemez olmuşsan
Sesim kulaklarında çınlamıyorsa
Hüzün yağmurlarında ıslanıyorsan
Ruhuna dokunuyorsa can kırıkları
Söyleyemediklerin boğazında düğümleniyorsa
Çaresiz kalma
Açık yüreklilikle söyle…

Yeni bir aşkın parıltısına kapılırsa yüreğin
Seni benden daha çok seven birisi çıkmışsa karşına
Bir başkasını benden çok sevecek olursan
Ellerini tuttuğunda doğumun olursa yeniden
Yağmur olup yağıyorsa gülüşlerin
Aynı bardağı paylaşırsa dudaklarınız
Söylediğin ilk kişi ben olmalıyım…

Bana yalnızlık bıraksan da
Gözümde son bakışların kalsa da
Sözcüklerim nefes alamasa da
Ayaza tutulsa da yüreğim
Gökyüzü sığmaz olsa da içime,
Sevginin bittiğini söylediğin
İlk kişi ben olmalıyım
Ben olmalıyım…

Hatice Kürklü

7 Haziran 2010 Pazartesi

Sırılsıklam

Deniz kıyısında
Avuçlarıma doğdu şafak,
Yüzüme vurdu uyanış,
Ağırdı...

Issızlık sarsa da her bir yanımı
Gülümsedim güneşe,
Öyle bir sarıverdi ki
Çapkın bulut göz kırptı
Rüzgâr tenhada öpüverdi saçlarımdan
Düşüverdi yağmur damlacıkları yüzüme
Islak kirpiklerime asıverdim gülüşü
Canımda cananı buldum
Mest oldu gönlüm...

Kanatlarında taşırken kelebek
Poyraz çarpıyordu yüzüme
Esmesen de olur poyraz
Dur,
Sus,
Kuş kalbi dolunay kadar parlak
Savunmasız biri var burada,
El kadar olsa da yüreği
Sevmeyi bilecek kadar cesur
Kıraç toprakta gül açtıracak kadar umutlu
Özverili, tutkulu, kırılgan
Ay bakışlı,
Sen,
Sen sadece
Maviye yuvalan
Gökyüzüne menevişler müjdele
Sevgi tohumlar benden olsun
Gülistana dönsün şehrim...

Bir yıldız bin yıldız doğurur mu gecede
Doğdu pırıl pırıl
Işıdı yüreğim,
Bir ağaç çizdim, yeşerttim
Tomurcuğa dururken ağaç
Rüzgârı giydirdim ayaklarıma
Koşuyorum geceden güne var gücümle
Yaprak hışırtılarını dinlerken
Yine yağmurun saçlarımı öpmesini bekliyorum
Güneşi ertelerken yarına...

Mesela...



Hatice Kürklü

4 Haziran 2010 Cuma

Aşk-Mukaddes

Sığınır aşığa maşuk
Düş seherinde,
Tutuşur çırağ…

İnsanı insana bağlayan
Kor bir ateş aşk
Yüreklerde harlanan
Belirsizliğe selam duran
Yüreğe saltanat kuran
Destursuz…

Kartallar yüksek uçsa da
Semada yer yok onlara
Ezberini bozar gökyüzü
Kara sevda yangınlara,
Aşina kıpırtı ürpertir eyvanda
Kalplere saçılır rayiha…

Üflerken aşkı ruh
Gözbebeklerin koyaklarına
Gülizar’ında gizlice gülşen dolaşır
Uykunun tam ortasında,
Dilsizleşir gece
Dillenir gök âlem
Tepeden tırnağa…

//Âşık olmakta değil keramet
Yüreğe yazmakta marifet//

Hatice Kürklü

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Kuş Kanadı Çırpınışları

Müzmin bir sızıdır aşkın fermanı
Hüzünle sarılgan yürek harmanı
Tutsun ellerimden o’dur dermanı
Yâre haber verin gurbet kuşları

Yıldız alacası hasretim coşar
Sessizliğin zulmü dağları aşar
Sükûtta nefesim kafeste yaşar
Varın haber verin ardıç kuşları

Çalındı güneşim evren yabancı
Gökyüzü ağlıyor bahar yalancı
Dindirsin ağıtı bitsin bu sancı
Yâre haber verin yağmur kuşları

Bitmeyen şarkımın en son durağı
Ölümsüz aşkımın işgal bayrağı
Gök mavi yılların o’dur bukağı
Varın haber verin puhu kuşları…

Aşk çekenindir bu gözlerde kanıt
Pir-ü pak yürekte görkemli anıt
Sevgim ebedidir versin o’ yanıt
Yâre haber verin çalıkuşları…

Kozamda canlanan ipektir adı
Nağmeden nağmeye geçiştir adı
Gönlüme mühürlü ahenktir adı
Dilime gizledim tütendir adı
Varın haber verin sevda kuşları…

Hatice kürklü

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Seke Seke Gelsene

Dünü bilemedik
Yarını bulamayız belki
Bugünün kıymetini bilelim mi?

Gücüm hayallerim kadar büyük
Nefesim aşk kadar ılık,
Ziynetler umurumda mı
Saçımı okşa yeter,
Ben böyleyim seher yelim
Sende buna alış artık,
Dola beni gönlüne…

Ağırla beni yüreğinde aşk burcum
Kâinat selam dursun harında
Ebemkuşağı havasında
Yağmuru bekleyen toprak gibi
Al gönlümü ver gönlünü
Çıraları yaka yaka gel…

Seni ezberliyorum her şeyi bilenim
As beni gözlerine aheste
Şiir dilimin gölgesi
Bir fincan sıcak kahvem
Ağrısız başım ol tek tanem
Sevgini sevgime kata kata gel…

Güneşin battığı yerde
Baharı beklemekteyim
Bulutlar yağmur yüklü
Gel sen
Yine gel,
Gök gürültüm, sağanağım ol
Gürleyerek,
Sel gibi taşa taşa gel…

Serüvenim dolaşıyor egemenliğinde
Dönüyor başım dönüyor
Güneşe el sallayıp
Rüzgâra yol veriyorum nazlı nazlı
Geleceksen bugün gel
Rüzgâra kat kendini
Ese ese,
Uça uça
Ahenkle gel…

Hatice Kürklü

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Gecenin Koynunda Bir Kadın Ağlar

Yaşandı ve bitti,
Yetmedi
Yara hala sıcak…

Yüreğinin gözlerinden
Şiirler çiseler bozkır sarısı,
Bir yanı ıssız
Bir yanı solgun
Yorgun
Kaskatı
Yüreği ıslak
Bir kadın ağlar…

Yedi kat yerin dibine
Alazdır avucundan sızan,
Omzunda taşıdığı hasret
Cam kesiği sızı
Can evinden vuran,

Gözleri kan revan intihar
İçinde saklar
Yokluğunu yüklenir
Nefesinde tüter adı…

Eylül bozgunu bakışları kırık
Nefesi kısık
Gönül küskün
Ruhu kararmış,
Kör şafakta
Gonca gül gibi solan
Bir kadın ağlar…

Bedeninde zemheri ayaz
Teninde doludizgin tipi
Yüreğinde darp
Bir günah gibi taşıyacağı
Sancılı düşlerine
Yanar…

Sevmeyi bilen yanından
Gözlerine üfleyen
Kavruk bir ağıt
Aktıkça başına buyruk,
Kirpiklerinden kırlangıçlar geçer
Ve
Gecenin koynunda bir kadın ağlar…

Kundaklanan aşkın
Affına sığınır
Kırık dökük,
Gurbete yazar adını
Kendine susar,
Hüzzam bir dokunuşla
Başını okşar lodos
Gözlerinde yağmur taşır kadın,
Şiire ağlar…

//Oysa omuz silkmek lazım,
Üflerken soluğuna bahar//

Hatice Kürklü

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Ey İnsan

//Ne olur bu kördüğümü çözecek bir yol bul Tanrım//

Ne varsa tüketiyorsun insan
Karanlıklar eşliğinde
Sokakların hep kış hep gece
Terinizden besleniyor içinizde ki kin
İnfazlar yaratıyorsunuz durmaksızın…

Zulmün bitmeyecek mi ey insan!
Doyumsuzluğun doruklarında
Kızgın, öfkeli, ateş kusan bencilliğinle
Yok farkın bir diğerinden…

Karanlık yüreğiniz akrep, eliniz cellât
Yiyorsunuz birbirinizi can kırıkları bırakarak
Sizleri gördükçe içimdeki ben boyumu aşıyor

Menfaatlerinize mayınlar döşenirken
Nasırlaşmış yüreklerinize baykuşlar tünemiş
Kemiriyorsunuz ağaç kavuğu gibi birbirinizi
Şaşıp kalıyorum…

Çekin ellerinizi masumların üzerinden
Karartmayın gökyüzünü, acılar dizmeyin tespih gibi
Bugün dünden yaslı, yarın yüreklerde kıymık olmayın
Dipdiri bedenleri toprağa koymayın…

Siz hiç iğde ağacı koklamadınız mı?
Kokusunda yürekleriniz arınmadı mı?
Çocukların parkta cıvıl cıvıl oynayışları etkilemedi mi?
Yeni doğmuş bir bebeği kollarınızda sarmadınız mı?
Toprağı avuçlamadınız mı hiç…

Durdurun artık bu azgın vahşeti
Ateşin külleri bulaşmadan ellerinize
Ölümle kalım arasında sıkışıp kalmayın
Dünyadan kovulana kadar beklemeyin ne olur…

Yapabilseydim eğer,
İnsanı doğuran kadının rahminde
Vahşeti silerdim yüreğinizden
Sevgi biriktirdim içinizde
İnsanı insan yapan sevgi adına
Sevgi adına…

Hatice KÜRKLÜ

Kukla

Hep birilerin dediklerini yapıyoruz,
İçimize üflenen kutsal nur gibi
En yalın halimizle çırılçıplaklığın teslimiyetinde
İçimizi dışımızı kuru dalla dolduruyorlar…

Doğumla başlayan uzun bir öyküde
Bize sunulan kader beyaz olsa da
Oynatır başka başka parmaktaki ipler
Mecburiyetler düşerken yaşamın duldasına
Yalnızlaşır kimlik, tutuşur çırağ…

Örselenmiş kimlikler tersyüz edilirken
İçe sırıtır yağlı kara oynayan ipler
Sıradan hiçliğin lacivert hüznünde
Kendi noksanlığına çentik atılır günbegün
Karaya vurur nice hayatlar…

Yüreklere dolanan insan sancısını
Yine insan, insana sağaltır kategorize ederek
Anadan doğma alınır sanki boyun eğişin diploması
İzinli izinsiz…

Öyle bir ses olmalı ki içimizde
İçimizde ki o sesi ”ben” olarak çıkarmalı
Kendi kendimizi tamamlamalıyız
Birilerinin uyandırmasını beklemeden…

Sessiz çığlıklar can acıtsa da
Diriltmeli yüreği mutedil rüzgârlar
Özgüvenden daha zor başkasına güvenmek
Onun içindir ki, susma,
Kendine ait olsun hep son söz…

Yaşamsal hak sizin, mülkiyeti sizde
Her koyun kendi bacağından asılacaksa eğer
Yalnızca kendiniz olun bunun nedeni
Kaybolmayın kıraç topraklarda
İplerle oynatılmak istemezseniz
Soyunun çırılçıplak
Giyinin kendi kudretinizi özünüze
Sürüklenecekse hayatınız sizin izninizle olsun
Veya siz katın önünüze hayatınızı
Başkasının parmaklarında olmasın teslimiyetiniz
Eğdirtmeyin başınızı
Eğmeyin hiç
Eğmeyin…

Mümkün olduğu kadar…

Hatice Kürklü

11 Mayıs 2010 Salı

Şiiri Rüzgara Yazdım

Ey sevgili,
Ayrılık tozu serpeceksen gözlerime
Gönül gözünle arama beni
Sarı hüzünler saçacaksan yüreğime
Şimal rüzgârlarından beni sorma…

Şahikalara çıkarttığım aşkı bilenlerdenim
Kaçak yolcu gibi sığınma bana
Ezber edilmiş sevdanın yolcusuyum
Zakkum çiçekleri ekme yollarıma…

Leyla’nın iç çekişlerindeyim, sevdam derin
Narin yüreğimi darbelerle sarsma
Kalbimdeki kuşları sıkı tutmayacaksan
Kırlangıç fırtınası yaratıp kanadımı kırma

Sıradanlığını aştım aşkın nev-i baharım
Sağanak olup alacakaranlıkta yağma
Ay’ın öteki yüzündeyim safi sen
En pembe düşlerimde olmayacaksan
Boşu boşuna arama sorma…

Özden gelir sevdam istersem ben sen olurum
Kuşanıp zırhını prangalar vurma
Aşkın esaretim olacaksa, yazgım olma
Eğreti sözlerle de beni hiç oyalama…


Gelincik tozu sözlerim, üzüm buğusu gözlerim
Bunu anlayamayacaksan, gelirsen de kalma
Yan yana yürüyüp mecnunum olmayacaksan
Nefesini hiç yorma…

//Aşk yetmez ey sevgili,
arınmış ruh, nar-ı sevda gerek//


Hatice KÜRKLÜ

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Adının Harfleri Kirlendi İhanetinle

Biliyor musun?
Hiçbir şey eskisi gibi değil, olmayacak da

Dilsiz gecelerin tek tanık olduğu seslenişim
Kimseye değil kendime dönüyor
Bu yüzden bükülüyor boynum
Yüzünü karanlık kuşatırken,
Sözcüklerim kilitleniyor…

Sen fısıldayacaklarımı dinle;
Yürek firar etmeye hevesliyse
Kaçamaklar kaçınılmaz
Belki,
Biraz coşkulu biraz mutlu
Güzel mi peki?
Değer mi?

İhanetin damlaları düştükçe tek tek
Yankısı büyüyor derinliklerde
Adım adım yürüyorum matemimle
Ördüğün kara duvarlara

Aldatmanın pusulası ne sağa kayıyor ne sola
Düş kırıklıklarına yönelmiş doğruca
İsminin kirlenmiş,
Silinmiş,
Yitik harflerinde…

Yanardağ sıcaklığında sürüklenirken
Ya sözler donuyor
Ya gözler ağlıyor kin içinde
Avuç içlerime doluyor
Gam yükleniyor hayat…

Gecenin gözlerinden esen rüzgâr
Koparıyor uçurtmaları ipinden
Geçiyor kanat çırpmadan kuşlar
Ürküyorum, korkuyorum
Sokulup kara bulutlara
Üşüyorum,
Üşüyorum…

Hatice Kürklü

17 Nisan 2010 Cumartesi

Kıyamet Çiçeği Yalnızlık

Nereye uzandıysa elim
Devasa bir yalnızlık
Sarsıldıkça gönül evim
Kendi uçurumlarımı yaratıyorum

//Süngü çekilmiş iç sıkıntılarıma,
Cellâdıysa yalnızlık//

Yabana bıraktım dilimdeki sözcükleri
Sustukça, göğsümde çocuklar ağlıyor
Çıralar tutuşuyor abı hayatımda
Gittikçe çoğalıyor yalnızlığım
Yüz yılın uykusuna dalıyor fikrimde
Yoldaşı oluyor ömrümün…

Hal böyleyken,
İçimde ki kızıl haykırışların
Suskunluğunu peydahlıyorum gittikçe
Örselenmiş yürek kelamımın
Kalabalık yalnızlığında
En çok sözcüklerim üşüyor
Yalnızlık rehin kalıyor beynimde
Çığlıklar doğuruyor alabora
Hançer kadar kesici
Rüzgâr uğultusu kadar sert…

//Gönül yangınlarımda
ağlaya dursun mor menekşeler//

Derinliğine gizlenmiş yüreğimde
İnce buz kırılganlığında
Akamayan yaş var gözlerimde
Oluk oluk taşamadan, kanayan
İnadına dökülemeyen…

Kimsesizliğin kol gezdiği
Ahraz yüreğimde
Kıyamet çiçekleri açarken
Canımı yakıyor
İçimde ki yetim çocuk
Ve
Uslanmaz hıçkırıkları…

//Vurgunumun kuytularına çekilmiş isyan,
Ağıtını bekliyorum//

Hatice Kürklü

Efkarlı Şiir

Efkârım dolanır yar dağ başında
Çekilir ardına seyran eylerim
Özlemin birikti gözüm yaşında
Gül verse de gönül sensiz neyleyim

Dinsin bu hasretlik özlemim kavruk
Gelsen artık benim elim kolumsun
Beyhude yıllarım olmasın savruk
Sen benim aydınlık bitmez yolumsun

Kaderime yazdım hiç silemezsin
Alın yazım oldun sen benden gitme
Ömre gülistansın sen bilemezsin
Ben sende bitsem de sen bende bitme

Ekmeğim aşımsın oy güzel sözlüm
Gönlünü gönlüme şimdi bağlasan
Baharım yazımsın sen kara gözlüm
Bahçemde bağımda artık çağlasan

Hasretin dilimde bitmez şarkısın
Kavuşmak yakında söz yemin sana
Yürek dergâhımda en son akşamsın
Geleceğim aşk ile gel desen bana...

Hatice Kürklü

Kadının Yüreği Gökkuşağında Nöbette

Kadının gizleri olmalı,
Kirpiklerinden süzülen yaş kadar soylu
Bebeğin rahimde yuvalanması gibi masum…

Büyülü sözleri olmalı Leyla’ca,
Öyle mağrur
Öyle destansı
Akmayı bilmeli dilinde hazır kıta
Sevmeyi bildiği kadar nazlı…

Aşk yazılası gözleri olmalı,
İstiridye içinde inci misali
Öyle güzel
Öyle nadide

Sevgisi müebbet olmalı,
Yeşilin uçsuz bucaksızlığı
Mavinin sonsuzluğu
Hasretleri karanfil kokulu
Ateşten yüreği gökkuşağı
Sevdasız ömrü ölüm gibi olmalı ölüm…

Sevgi doğurmalı yüreğinin dilinde
Emzirmeli sevdasını ak sütüyle…
Şafak renginde kozalar örmeli sabırla
Gönlünün gül yüzünde…

İhtilali olmalı parmak uçlarında
Ay çarpması gibi sarsıcı ve derin
Gecenin en sessiz saatinde
Aşk, bedeninde tutku olmalı
Yer gök kâinat sarsılmalı
Sancılı doğum gibi..

Seveni olmalı mutlaka Mecnun gibi
Gününü güneşle donatan
Gecesini ay ışığıyla aydınlatan
Düşlerini rengârenk yapan
Seveni olmalı
Olmalı…

//Kum sıcaklığında aşk dokunsun gözlerine,
Saçını sevgiyle okşayan el gibi//


Hatice Kürklü

Hadi Barışalım

//Özlemlerimin üstündeki yorgun ve gamlı hüzün hey!
Sığınağın değil gönlümün sabır odaları//

Küskünlüğüm gözbebeğimde kaldı
Ne bir sitem
Ne de bir beddua var dilimde
Bilmelisin…

Açmaz oldu tüm çiçekler
Ne bahçemde
Ne de kehribar bakışta
Hadi ama
Açsın artık…

Ağlamasın bundan sonra gözler
Ne bir damla yaş
Ne de kirpikte buğu
Misafir olmasın, olmasın…

Gönül kasırgasında bitmedi şarkılar
Ne vurdumduymazdın
Ne de çok sağır
Ama olmaz ki böyle,

Bitsin eğreti dargınlıklar
Ne çalınsın güneş
Ne de hüzün olsun gecede
Serpiştir yıldızları saçlarıma,

Yüreğim değemiyor ki göğe
Ne semadaki yıldıza
Ne de güne düşen renklere
Özlüyorum ölürcesine, anlasana…

Gönlümün efendisi,
Lütfen,
Yeniden
Doğar mısın sabahıma?

Hatice Kürklü

Zaman Hüzzam Erguvan Zamana Dargın

Şahdamarımızda biriken yitimle
Yaşanamayanlardan kalandık
Işığımızı biz söndürdük, biz
Şimdi cezalardayız…
_________Kefaretini ödeyemeyeceğiz…
Kal diyemiyorsam sana
Git diyemiyorsan bana
Beklenen ne?

Gerçekleştirmediğimiz düşler
Hatırlanan küçük, sıcak birkaç anımı
Yoksa,
O eski şarkıda kalan melankoli
Senden bana
Benden sana
Derin bir sevdadan yadigâr olan mı?

Müzmin bir sevda karasının
Söylenmemiş son vedasında
Böylesine yaşanmışlığın yaşanamayacağını
Kabullenmemek mi?
Ne,
Ne, sessizce beklediğimiz?
______Susma ne olur…

Günlerdir,
Adını koyamadığım bir ses var içimde,
Bulutlar çiziyorum göz bebeklerime
Yavaş yavaş kapanıyor tozlu kapı
Çanlar çalıyor her bir hücremde
Vedalarım karanlıkta parçalanıyor
Üzerime düşüyor yılgın güz vuruşları
Zaman hüzzam, erguvan zamana dargın
__________Biliyor musun?

Sustu susacak içimdeki uğultu
Dünden daha az bugün mırıldanmalar
Dingin bir rüzgâr eser buralarda
Sessizliğe bürünür yarınlarım
Uykunun kara yüzünde derin sessizlik
Derin sessizlik…

__Buluta güneş ısmarladım,
Sen kederli gözlerini üzerimden al yeter__

Hatice Kürklü

Ceylan Gözlü Yar

Soldurdun düşleri, içimde sızı
Kışlarda kaldım hiç görmedim yazı
Türküler şendi bak kırıldı sazı
Beni derde saldın ceylan gözlü yar

Yürekte çalınır bir mahur beste
Nağmeler dökülür hep deste deste
Ararım seni her duyduğum seste
Beni vurdun gittin ceylan gözlü yar…

Savrulan gazelim, ağlar gözlerim
Adını sildim yok artık sözlerim
Gönül sarayımda aşkı közlerim
Beni ezdin geçtin ceylan gözlü yar…

Gurbet limanına uzayan yolsun
Gül verdim gönlüne yoldaşın olsun
Bensiz geçen günler neşeyle dolsun
Seni benden aldın ceylan gözlü yar…

Hatice Kürklü

Geceye Bir Avuç Yıldız Saçıldı

Sevgilim,
Ay çakılı kaldı gecenin içinde yüzümüzün yarısına
Sevdamız saklandı akşamın kızıllığına
Şarkımızı söyledi bir avuç yıldız
Mehtabın büyülü görkeminde
Hatırla…

Uğur böceğim,
Yakamozlara yemin düşerken sözlerimiz
Öpüvermiştik dudağından hayallerimizin
İkinci baharını yaşarken ömrümüz
Şahit olmuştu sevdamızın resmine gece
Avuçlarında sıkı tut yeter…

Şekerparem,
Yediveren gülücükler bağışlıyorum sana
Gölgesinde konuk olduğun gözlerimi veriyorum
Beni sakla dediğin yüreğimi koruyorum
Alı al moru mor özlemler yolluyorum
Göğsünde sakla…

Can kuşum,
Turuncuda güneşi batırdık
Morda umudu yarınlara yükledik
Yeşilde vuslata dair söz verdik
Kırmızıda uğur böceği uçurduk
Beyazda gülüşümüzü sakladık
Ebrulide ant içtik vazgeçilmezlik adına…
Bugün
Yarın
Her saat için
Sakın unutma…

Hatice Kürklü

Birisi Öldü Bugün

Sanki gök yarıldı acıyı tadarak
Yer sarsıldı hazin bir gece kırığında
Ay düştü suskun bir kış akşamına
Geceye istila, sehere ağıt düştü…

Ağaçlar çiçek döktü zarından sıyrılırken
Küf koktu toprak, yapraklar kurudu dallarında
İşgal etti mevsimi ebabil kuşları
Sokaklar ıssızlaştı, tipiye vurdu kar
Bahçeler küskün don tuttu kanayarak
Kefen biçti gün, inzivaya çekildi güneş
Ten sancıdı
Beden sarsıldı…

Yok saymanın ve susmanın infazında
Bir yıldız kaydı sema evinden
Canhıraş bir çığlık savruldu
Yürekten tetiklenen mermiyle
On ikiden vurdu…

Birisi öldü bugün
Öldü…
Külleri kaldı ardında…

Dudak sus’tadır artık,
Ağla şimdi mahşere kadar
Sen ağla…

İyi uykular yüreğim
İyi uykular…

Hatice Kürklü

16 Mart 2010 Salı

Doğum Günüme Özel Kendime Şiir

/Anlam yükledim varlığıma,
Eksiklerimi tamamlıyorum nicedir/

Eteğimdeki yarınlarımın tohumunu
Bugünden salacağım toprağa
Bahar kokacak bağrımda
Kır çiçekleri dolacak günlerime
İnanıyorum...

Güneşin mistik doğumunun ihtişamında
Mart'ı es geçmeyeceğim
Gülüşüme kattığım gülüşle
Sevgiyi nakşedeceğim ruhumda açan güllere
Su damlasının en duru haliyle
Aklıma yazacağım bu günü
Mutlu ilan ederken kalbimi
Hoşnut olacağım...

Tarla kuşlarını havalandıracağım gökyüzüne
Mor menekşelerin salınışlarını seyredeceğim
Hayat kulağıma ince bir melodi fısıldarken
Kocaman bir gülümseme geçireceğim yüreğimden
Kum sıcağında ki sözlerimi denize bırakacağım
Yol vereceğim hayata...

Kalbim çarpıyor gümbür gümbür
Ohhhhh ne de güzel bu havalar,
Nasıl kolay içime çekmek
Sonra salıvermek dışarı usul usul
Hissedebilmek baharı begonvil kokularıyla
İşte tam bu havalar yakışıyor bana...

Uzanıpda tutamadığım Ay doğarken,
Takvimden hızla eksilirken yapraklar
Saatin yelkovanı sıçrarken zamandan zamana
Aydınlık kalpte sihirli ışık gibi
Yürüyeceğim
Üzerine
Üzerine
Bugünden yarına
Yarından, sonrasına...

//Gülümserken yeni yaşıma,
Gözlerime hep sevgi yazacağım, söz//



Hatice Kürklü

9 Mart 2010 Salı

Zaman Kuşu Uçtu Uçacak

Bir şiir yazsan,
Mesela gözlerim için,
Bana doğru uçsa kuşun kanadında
Yazdıklarına inansam
İnanmam ya,
İnanmış gibi yapsam…

Okusam,
Sendelesem,
Düşmesem…

Her şeyin zamanı varmış ya
Zaman kuşu uçsa
Adını unutsam
Adımı unutsan
Kalplerimiz vardı ya seven
Sevdiğimi unutsam
Sevdiğini unutsan
Yaşanmamışçasına…

Güne sessizlik çökse
Yaşananlar ayrıntı olsa
Hatırlansa da öfkeleri anlar
Unutulsa
Sonra,
Ben gitsem
Ardımdan sen gitsen
Şiişştt aynı yöne değil
Aksi yönlere… Aksi yönlere…


Hatice Kürklü

Toz Pembe Doğuş Simsiyah Yok Oluş

Anlık zevk için söndü hayatları
Gençliğini, hayatını yaşayamadan
Minik bedenlerine sığdırdılar acıyı…

Adı fark etmez ki,
Bizim çocuklarımız onlar…
“Bir defadan bir şey olmazdı”
Ama öyle değildi,
En acılı gününde “arkadaşı” tanıştırdı
“bir kez dene acılarını unutacaksın”
En zayıf anında en büyük kötülüğü gördü
Henüz 17 yaşındaydı,
Denedi,
Hayatı zindan oldu…
Soğuk ve zifirdi çalınan yaşamı,
Bedeni çürüdü…

Para bulmalıydı,
Ne olursa olsun nasıl olursa olsun
Çalmalı, dolandırmalıydı en sevdiklerini
Bedenini satmalıydı çaresizce
Yalancı cennetin bataklığında
Bilemeden, istemeden, yaşayamadan
Pimini çekmişti baharında hayatının…

Anneler, babalar vurgun yer çaresiz,
Mücadele eder bağımlı evladı için
Uzun bir süreçte yaşanır onca çaba
Aç susuz günler, çürümeye yüz tutmuş yıllar
Gözünün önünde kızının-oğlunun ellerinden kayıvermesi,
Yüreklerini kavurur, ocaklarını söndürür…

En zor anlarda tutunmak ister ellerine,
Tenini delik deşik ederken iğne,
Dalgalara bırakmamak, sarılmak, ulaşmak ister kurtuluşa…
Ebedi cehennemden kurtarmak başarısı,
Yeniden dirilişinin müjdesi olmalı sabırla…

Ülkemizde de çığ gibi artarken beyaz ölüm
Felaketini hazırlarken çocuklarımızın
Dikkatle takip etmeli…
Bastırıcı korkutucu olmadan,
Sevgiyle yaklaşmalı…
Nerede hata yaptıklarını görmeli,
Karartmadan fidan gibi gençliğini…

Anneler, babalar ve öğretmenler,
“ilk”ten uzak tutmak bunu bilmek öğretmek
Yaşamı karartan bu illete başlamadan dur demek
Tanışıklıkla/bulaşmayı engellemek
Asıl görevimiz olmalı…

Madde bağımlılığına karşı yürütülen savaşa rağmen
Her geçen gün bağımlısı sayısı artıyor ne yazık ki…

Hatice Kürklü

Kırık Bir Aşk Hikayesi

Daha dündü yani,
Gül kokardı gülüşleri
Kuşlar geçerdi bakışlarının gölgesinden
Uzak bir şehrin kucağında
Aşk geçerdi yüzünden…

İşte bugün,
Bir bulut geçer gözlerinden
Duvara çarpar çığlıkları
Yüreğine saplanır dikenlerin acısı
Bir metal soğukluğunda
Islanır sözcükler dudağında
Karanlık geçer gözlerinden

Zamanın tam içinde,
Uzakta, çok uzakta
Üşüyor ayaz gecenin ağzında
Ruhu çatlıyor teninde
Şimşekler geçiyor içinden
Bir rüzgâr yakıyor yüzünü
Sancısıyla doğarken şafak
Soluğunun sensizliğinde,
Gün geçer ayak seslerinden…

Kim bilir belki yarın,
Geçit vermeyen nice akşamlarda
Zihninde kazılı özlemleriyle
Koynunda kalsa da düşleri
Sokulacak bahar süzülen terine
Kalbini söküp ekecek sahrasına
Mevsimleri geçirecek gözlerinden
Ruhuna üfleyecek çalgı
Kırık bir aşk hikâyesinin
Öyküsünü anlatacak dalgalara…


Şimdi o düşünsün bakalım
Geçirsin geçirebilirse
Yüreğini yüreğinden…


Hatice Kürklü

Yetinemedim

//Her gün ağarıyoruz yeni doğan güneşle,
Yine de adımlarım beni sana yaklaştıramıyor//

Günün en güzel saatinde,
Sessizce ağarırken gün
Sabahın izinde yürüdüm
Denizin kıyısında…
Suya attığım çakıl taşı
Halkaları çoğalttıkça
Alnımda ağladı dalgaları…

Elimi değdirdiğimde berrak suya
Avuçlarımdan sızan suya değil
Suyun aksineydi kederim…

Ellerimde iki damla yaş artığı
Dilsiz gözlerimin feryadı
Bedeli ödenmiş asude yalnızlık
Nasılda içice…

Ne zaman seni düşünsem
Bu kent her zaman kucaklar beni
Sığmaz olurum şehre,
İçimde bir gül büyür usulca
Sığınmak isterim avuç içlerine
Özlem kalbimin orta yerinden geçer
Yakınır telaşlı yüreğim, öperim soluğundan
Sesimi eklerim şiirlerime
Isıtsın diye boşluğunu…

Dayanırsın diyor gururum,
Kalbime hükmü geçmese de
Mantığım onun esiri…
Bir içimlik dinlese
Yükselecek sular…

Oysa ki,
Sensizliğimde,
Sendelemiş, düşmüşüm
Titriyor ellerim…

Sevgilim, şimdi,
Duruşumun lirik yalnızlığında
Serçeler üşür penceremde…


Hatice Kürklü

Esmer Günler

Yıllara yenilmişliğin kahrıyla yazıldı esmer günler
İnsafsız hayatın dolambaçlarında ufunet düşünceler
Esir oldu beden ve tin sessiz tepelerde, eksik geçti günler
Her şafak vakti paramparça oldu aynalara düştü izdüşümü

Doyamadı, konuşamadı, yaşayamadı…

Zaman ve mekân savruldu çocuk parmak uçlarında,
Yüreğinin yıkık duvarlarına vurdu kış ve hüzün
Kaygıların toprağında, umudun gölgesinde zindan oldu masalı
Dinlendiremedi zıvanadan çıkan cinnet sözcüklerini
Beyninde uyuyan sarhoş akrep kımıltısında…

Geceydi, karanlıktı, ayazdı…

Kış güneşi bulutları saklayarak geçti uğultulu semadan
Sağır tepelerden yağmur kuşu sesi geldi yırtılan boşluktan
Ağzı kilitli geniş zaman uzaklaşırken sularından
Gerinip ay, düşlere yer aradı yeniden terkisinde…

Sabırdı, özlemdi, beklentiydi…

Tütsülendi tövbesiz günah aşkın mahreminde
Gülüşlerinin kırıldığı an yeniden yazıldı tarih
Filizlendi sevda açtı kapılarını sonsuzluğa
Dünden kaçırıldı martı kanadında rüzgârını arayan aşk
Boyun eğdirildi, yaldızlı taşlara yazıldı gül çağı
Gökyüzünün başını döndürdü aşkın mührü…

Hatice Kürklü

18 Şubat 2010 Perşembe

Dağların Kızı

Sızıyor zaman akşam yıldızlarından,
Gece, elinde fırça boyuyor bulutları…
Sıcak, terli ay, dalgın geçerken dağlarından,
Tan ağarır, öyküsü damlar ıslak saçlarından…

Gölgelerde tutulu yaz bahçesi düşleri,
Yaralı ve darmadağın çıplak güneşi,
Eksik sözler asılı ahraz dilinde
Gözlerinde bin parçaya bölünür küs burgusu…

Aşkı içmiş kederinin gölgesinde,
Türküleri titrerken ayaz kucağında,
Üşür yalçın tepeler…

Dağların kızıdır o,
Öper alnından küheylanın…
Saçlarını savurur geleceğinin hükmüne
Orman uyanır göğsünün neminde
Soyunur rüzgâr soluyan teninde
Kokusu dolanır baştanbaşa dağlara
Nehirler çağıldar, ağaçlar gizini fısıldar…
Dağların buzul sarhoşluğunda,
Ak güvercinler uçurur avuçlarından…

Sarar bulutları kanayan yarasına,
Açar kanatlarını uzun yolculuğa,
Özgürlüğün mavi durağanlığında…
İçinde ki boşluğun rüzgârını öper,
Yüreğine gizlenmiş birkaç düşle,
Kendine döner, dağlara düşer sesi…
Ayak izi kalır kuşların seviştiği dağlarda,
Dünden güne, günden geleceğe…


Hatice Kürklü

Yağmurun Elleri

Kışta açan çuha çiçeği filiziyim
Renklerimde dans ediyor yağmurun elleri
Koy başını omzuma
Omzunda ağlayacağım…

İklimime doğan anıların koyağında
Sade kahvenin telvesiyim
Sımsıkı sarıl bana
Boynunda uyanacağım…

Kaybolurken bir yunusun sırtında
Bembeyaz bir güvercin havalandı
Tut ellerimden
Sıkıca tutacağım…

Kurmaca yaşamın kıyısında
Her var oluş umutlara gebe
Bak gözlerime
Zamanı durduracağım…

Hatice Kürklü

11 Şubat 2010 Perşembe

Aşık Kadını Ağlatmayın

//Ay ışığında yıkar saçlarını,
Avuçlarından içer gözyaşlarını,
Umarken sonsuz mutluluğu//

Rüzgâr hafifçe eserken bir kadının gözlerinde,
Susturup sözcüklerini, vurmayın akşamın sislerine
Yüzünü kuşatmış gülüşlerinin her zerresini,
Karanlık dehlizlere kilitlemeyin…

----------Aşk büyütür her doğan günle kadın,
----------Suskularını yükler dev boyutta dalgalara,
----------Sırça sandıkta saklı yüreğine nakışlar sevdasını
----------Aşkın hükümdarlığını çizer gönül mabetlerine,

Gözlerini karanlık kuşatmışken serçe ürkekliğinde,
Ağlatmayın iklimsiz düşlerini sonbahar gölgeleriyle…
Sırlayacakken en güzel mevsimlerini sessizce,
Volta vurup hançerlemeyin umarsızca…

----------Gökkuşağında ısıtırken kırılgan kimsesizliğini,
----------Mehtap düşer denize, Ay’ın omzunda ağlar sessizce…
----------Bakir tomurcuklar büyütür kabuk bağlayan yaralarında
----------İncinmişliğin rüzgârları dolansa da ruhuna, kelebekleri salar gökyüzüne…

Âşık bir kadının yüreğine sakın pranga vurmayın
Sevda yüklü bahçesine zehirli sarmaşıklar sarmayın
Gözlerindeki hayata tutunma ışığı karartmayın…
Sabaha doğan masalsı düşlerini çöle döndürmeyin…

Ağaçta çiçek,
Yürekte meltem,
Gözlerde mercan,

Kadının,
Sevdası Hümeyra…


Hatice Kürklü

Beyin Fırtınası

Sen’din,
Gülüşüme günü döndüren…
Aklının sabitliğinde adımı sayıklayan,
Şarap misali kana kana içen…

Ben’dim,
Şimşekler çaktıran yıldızsız gecelerde,
Gökle dağın buluştuğu yerde
Hüzün şelalesi süzdüren…

Sen’din,
Volkan gibi zamansız yanan sönen,
Kuralsızlığına kurallar koyan…
Yüreğini mezatlara veren..

Ben’dim,
Tabularıma ağ gibi duvarlar ören,
Yanılgılarımı gözlerinde çözemeyen
Seni benden çekip duran…

Offf!
Ben mi sendim, sen mi ben,
Bilemedim,
Karıştırdım…

Belki, seni sevdim
Belki bendeki seni
Belki beni sevmeni sevdim..

Belki beni sevdin
Belki sendeki beni
Belki seni sevmemi sevdin
Neyse,
Kapattım bu konuyu…
Konuşmanın yetmediği zamanlardayım
Şimdi desem ki,
Beynimin resmi çizebilir misin?


//Köstekli dünyanın gel gitlerinde,
Ben sende tutukluyum azat et beni.//

Hatice Kürklü

Sanma ki Meftun Sözlerine

//Lodos vurmuş saçlarıma, gül dikerken
Heyhat, güneşimi indiremedim //

Kör kurşun vurdu sevdanın gölgesinin de sözü
Buruk bir lezzet hasadın da, düşler kahır…
Kekremsi tatta hasretlere tutsak olurken gönül
Teslim olur naif ruh, yeniden yaşatılan anılara
Gülüşleri asılır günahsız gözlerine
Nefesi kesilir avaz avaz

//Dem olur zaman, yas olur s/özüm
Gözlerine değmedi ki hiç g/özüm//

Çarmıha asılan sesi titrerken, şiirleri yitik,
Bakışlarında durmaksızın başlar sağanak…
Devşirme yılların yapraklarını asar tubanın dallarına
Daha gönül yangınları son bulmamışken
Ya arşa uzanıyor yalnızlık ya gönül mabedine

//Sonbaharın mahşerinde sessizliğin
Sen şimdi nerede, nasıl susacaksın//

Günahkâr sızıları dokunur tenine
Gözbebeklerinde ki cürüm
Kıyameti fitilleyerek çizecek tenini…
Şimdi yanacak durmaksızın alev alev
Yosun gözler külleriyle kapanırken
Dudak kıvrımlarında buruk gülümseyişle
Gitme zamanı şimdi
Gitme zamanı…

//Nafile, artık türabını hoş edemez
Yürek vurgun, kanat kırık//


Hatice Kürklü

Herşey'ime

Canım,
Canımın içi
Nev-i baharım
Yüreğini gözüm gibi sakladığım
Gözlerimin gözlerine diyeceği var

Canım,
Can yoldaşım,
Diğer yarım,
Gülüşünü yüreğimde sakladığım
Yüreğimin yüreğine diyeceği var

Kader çarkım,
Gönül nikâhım,
Bereketim,
Sesini sesimde sakladığım
Sesimin sesine diyeceği var

İhtilalim,
Pusulam,
Şems’im
Dünüme bugünüme yarınlarıma sakladığım
Yıllarımın sana diyeceği var..

Samanyolu’m
Şahsına münhasırım,
Eşref-i mahlûkatım
Işığına sevgimi sakladığım
Sevgimin sevgine diyeceği var

----------------------Ben seninle varım
----------------------Ufkum seninle azat
----------------------Ruhum sevginle dingin
-------Bir sen var ki bulduğum
-------Bir sen var ki gördüğüm
-------Bir sen var ki sevdiğim
//Benden öte benden ziyade//
(Barış Manço’nun en sevdiğim şarkısından)
Seni seviyorum çok seviyorum…

Hatice Kürklü

29 Ocak 2010 Cuma

Aşk-ı Beyza

Güne vuracak birazdan aşk-ı Şeyda
Kâinat süslenirken, gül-izar’ında barınacağım

Eylül eserken ılık ılık,
Meltem yüklü başaklar gibi…
Gözlerinden öpeceğim şiirin.

Aydınlık sabahların girizgâhında
Kirpiklerinin kıvrımlarında uyanacağım
Yankılanacak sesimizde şarkılar
Cemreler düşecek güne usul usul
Temassız dokunacak kalplere aşkın narı

Şehrin gölgesinde sulara ay vururken
Yakamozlar oynaşacak,
Aşkın nidası değecek birleşen yüreklere…
Mistik dokunuşlarla valsın kanatlarında
Nar damlası dudaklara
Bitimsiz fısıltılarla düş konacak
Erguvan zamanlarda

Buselik bir gecenin koynunda
Uykuları böle böle
Şehri seyrederken narenciye kokularıyla
Karanlıkları kapatarak
Sana tutunacağım…

Şah damarında sevdanın
Nefeslerde gül
Soluklarda aşk-ı Beyza



//Düşerken içten sözler, yürek çırası yanar//


Hatice Kürklü

Duvak Lekesi

Taşır yangınını abanmış karanlıklara
Ahlara beleli sözcüklerle
Bir başka acıtır yazgısının alazı
Zamanın mor dolamalı sancısı sardığında

Yaşanacaklar istiflenirken üst üste
Yazgıya baş kaldırır sessiz çığlıklarla
Bozkırlarda bir nokta kadar küçük
Yoksun, çaresiz,
Yarınları çalınmış…

Gülün tomurcuğundan sıyrılışı
Kelebeğin kozasından ayrılışı gibi
Can kavruk türküler yanık göğsünde

Bir tutam gülüş kınalı avuçlarında
Sımsıkı kapalı onmaz yaralarıyla
Geçmişli anların serabı iç çekişleri
Kırılma noktasında düşünde ki mevsimler

Umudunun yıkılmış köprülerinde
Duru bakışlarından damlar kan
Boranlara gebe yüreği çırpınırken
Dili lal..

Ezilmiş gülüşünü asmışlar gözlerinin irisine
Geleceğini sağmışlar ığlım ığlım

Çırılçıplak kim soymuş kim uyandırmış
Kim ç/almış düşlerini
Çalınırken çocukluğundan hayalleri
Boşluğu sıkılmış kurşun gibi
Suskunluğun bıçak sırtı mevsimlerinde
Apansız ve hoyratça kim yutmuş baharını
Sevmeyi bilemeden…

Alıcı kuşların kanatlarında
Kendini düşünür birde kendi düşlerini
Aşılmaz dağları aşacak yüreği varken
Reva mı koynuna dolanan yazgı..

Yitik umutlarına
Muson yağmurlarıyla sis çöker
Solgun renklere sarılır kadınca….


//töre, berdel adında çocuk kalbinde tutsak,
Avuçlarında umutlarını ısıtır, yudumlar//
Posası çıkmış yaşamın sırrı nerede?//


Hatice Kürklü

Bir Kadın Doğuracağım Kendimden

Hayat silip seni yeni baştan yazacağım
Gönlüme gülümseyen aynada ki suretimde
Zamanı durduracağım
Uzaklaşacak uğultular…

Korkutmuyor artık beni,
Ruhumun en gizemli noktası…
Gözlerimin baktığı her yer doğumumdur artık
Şimdi gecenin atlasından
Bir kadın doğuracağım kendimden

Gün alacasında bir şarkı dinleyeceğim
İpek yumuşaklığında sözlerimle
Yıldızları tek tek indireceğim gözlerime
Aydede gülümserken yüreğime
Kendime sarılacağım..

Tüm zamanlarımın yitikliğinden sıyrılacağım
Ne mevsimler eskisi gibi olacak
Ne düşler umutsuzluklarda kalacak
Ne ruhumda sakladığım aydınlıklar kararacak
Ne de kasırganın odağında kalacağım
Vurmayacak hüzünlü bakışlarımın gölgesi kirpiğime
Kelebekler kadar kısa olsa da yaşamım
Ben mutlu olacağım…

Doğumumla fısıldanacak ilahi sesin tınısı
Saçlarıma dokunacak masalım
Ay ışığıyla yıkanacak bedenim
Bir tutam gülüşü avuçlarımda ısıtacağım
Gerçek serenatların çın çın çınladığı kulağımda
Sarılacağım çocuksu ak günlere
Güne dolan ıhlamur kokularıyla
Kendimden bir kadın doğuracağım yeniden…

//Sildim gönlüme rüzgârların savurduğu vuruşları,
Ve hayatın pusunu..
Elimde bir kadeh şarap, hadi şerefe//


Hatice Kürklü

Senli Fısıltılar

Bu sen değilsin sevgili
Renklerinde kaybolduğum değilsin artık

Sessiz sözsüz yankılanırken suskunluğunda
Siyahtan griye çalandan öte değilsin şimdi

Kirpiklerime saklanırken gözyaşlarım
Gözlerine her baktığımda
Hiç tanımadığım bir şehre bakar gibi
İçimde sonsuz boşluk büyütüyorum

Tan kızıllığı sesinin titreşimleriyle
Yanında yürüdüğün gölgen yorgun argın
Kendine çarpıyorsun sevgili, bu sen değilsin

Katran karası gecenin sağırlığında
Çocuk yüzünde elle tutulur bir şey arıyorum
Bulamıyorum gözlerinde açan gülüşleri
Sen bile arasan kendini bulamazsın sevgili
Sana ne oldu?

Meltemi yürek kasırgası olan sen
Gecesinin kuytularında çın çın sedalarınla
Masmavi düşlere gebe bozkırlarda
Tutsak haykırışları yüreğinde sancıyan sen
Yoksun, ne oldu sana?

Yağmur kuşunun yanık sesi karışırken ulu dağlara
Gözlerimizde suskunlaşırdı çiselenen yağmur…
Şimdi denizlere karışan tohum gibi belirsiz
Var mısın yok musun belli değil sevgili…

Yok olsun bende senli fısıltılar
Damlatma ruhuma puslu yarınları
Nabzımın tek tek vuruşunu
Darbelerle koparma
Yeter artık…

//Şimdi soğuk mermi dilim, bağ bozumudur yüzün
Amber kokan yürekte hiç dinmeyecek sızıdır hüzün//

Hatice Kürklü

Mor Yağmurlar

 
MOR BULUT © 2008 by para Você | Re-design Sweet Baby Girl