4 Kasım 2009 Çarşamba

Herşey'ime





Hasretin harlandı yüreğimde
Özlemim sanadır bir tanem..
Daha dün gibi, dudakların yanağımda,
Yumuk ellerin saçlarımdaydı

Sen ne zaman büyüdün
Mis kokulu biriciğim
Yıllar su gibi geçti biraz savrulduk,
Sen orada ben burada
Bekleyiş umut oldu
Hayat senin dönüşünde
Vuslatsa yakında meleğim..

Seni kendime yazdım beş kasım sabahında
Yüreğime yazdım sonbaharda
Bugün doğum günün canım
Yağmur bulutları gönderdim
Sevgi yağdırsın üstüne
Yokluğunun doğum gününde çiçeğim

Sessizce kutluyorum
Senin doğum gününü..
Bensiz kutladığın
Doğum günün kutlu olsun bebeğim..

Hatice Kürklü..

Ne güzel geldin yaşamıma güzel yavrum,SENİ ÇOOKK SEVİYORUMM...

29 Ekim 2009 Perşembe

Yıldızlar yağsa




Bu şehirde ruhum göçebe
Yalnızlığım
Haykırışlarım
İsyanlarım
Yarınlarım
Sussa artık iç seslerim
Tükense bitse


Konfeti gibi yağsa yağmurlar
Düşlerimi eksem gül ağaçlarına
Yediveren gibi açılıp saçılsa
Kanatlar taksam omuzlarıma
İstediğim yere gidip gelsem
Uzaklar yakın olsa
Işıklar sızsa hücrelerime


İçimde cılız bir mum ışığı
Söndü sönecek
Yorgunum ben dünden
Rüzgâr bile sallıyor yaprak misali
Göçebe ruhum direnmede
Ayaklarımsa ona itaat etmekte


Bu şehir maviden siyaha dönmekte
İlmik ilmik düğüm düğüm
Şimdi uyuyayım
Siyahtan maviye dönerken uyanayım
Güvercinler kanat çırpsın
Çiçekler şenlendirsin
Güneş doğsun
Dua olsun…


Hatice Kürklü

6 Ekim 2009 Salı

Yol bittiğinde




Çocukluğumu özledim
Annemim naneli çorbasını
Babamın yedi ajansını dinlemesini
Abimin kızmalarını
Ablamla çekişmelerimizi
Kardeşimi yağmurlu günlerde aramayı özledim
Okul arkadaşlarımı da,
Özlemeye başladım herkesi



Çocuk yüzümü,
Kırık dökük oyuncaklarımı
Tebeşir kokusunu özledim


Yıllar nasıl da değiştiriyor insanı
Aynada ki ben miyim?
Gökyüzü hep aynımıydı?
Yağmurlu havalar,
Kasvetli akşamlar,
Yasaklar,korkular hep aynımıydı..


Gidenlere küsmedim
Zamansız ayrılıklar kahretse de
Hayata tutundum sıkı sıkı
Yine de çiçeksiz baharlara sitem etmedim


Ölüm herkesin başında
Kimse bilmez kaç yaşında, nerede, nasıl
Eğer ki sevmeyi sevilmeyi bilmişsen
Bir solukluk ömründe
Tebessümle biter son nefes

Hatice Kürklü

28 Eylül 2009 Pazartesi

Ömrümün pusulası






Bir gün bir gün mutlaka bitecek
Ayrılığın kavuşmayla buluştuğu o an,
Sen geleceksin..
Ben ayrılığın verdiği hüznü
Sen kavuşmanın güzel yüzünü,
Getireceksin..


Mahmur bir sevinç ışıyacak gözlerimde
Ne yapacağımı şaşıracağım
İçimin üşümesi geçecek
Sığındığım korkularımdan kurtulacağım
Sen geldiğin zaman..


Yüreğim göçmen kuşlar gibi
Kâh orada kâh başka yerde
Avuç içi kadar ömrümde
Diyar diyar gezerken
Bir gün bir gün mutlaka
Aynı şehirde aynı sabaha uyanacağız


Güz sürgünü gülümseyişlerim
Pusulası olacak bekleyişlerimin
Dingin sözcükler dizeceğim
Kavuşmanın adına
Sen geleceksin
Yıldızlar düşecek gözlerime..


Hatice Kürklü

21 Eylül 2009 Pazartesi

Yağmur yüklü bulut





Sakın dokunma yüreğime
Gelip geçeceksen bir daha
Dokunmadan geç git
Gözlerimde ki yağmur yüklü bulutlar.
Rüzgârınla dağılsın gitsin
Görmesin gözlerim
Hissetmesin yüreğim


Anlasana beni
Kendimi arıyorum kendimde
Ama bulamıyorum…


Yalnızlığın kol gezdiği gecelerde
Dilsiz yıldızlarla konuşuyorum
Kayboluyorum tan doğarken
Kendime soruyorum
Daha kaç gece sayacağım
Bir gün daha yaşansın bitsin diye


Anla artık beni
Kendimde seni arıyorum
Bulamıyorum ..
Oysa seni ben kadar sevmiştim…

Hatice Kürklü

30 Temmuz 2009 Perşembe

Şahitim ol İda Dağı





Sana yazıyorum bu gece
Saat kaç?
Kaça kaç var veya kaç geçiyor
Umurumda değil..


Rüzgârın ılık tatlı esintisi
İda dağının kokusu
Tenimi sarıyor sarmalıyor
İşte anla, yazarken yaşıyorum
Denizi avuçlarımda tutuyorum sanki
Yıldızları tek tek yerine takıyorum
Hışırdayan yaprak sesleri melodi tadında
Mehtap olabildiğince büyülüyor
Seyrediyorum dinliyorum
Sessizce



Dinle beni İda ;
Yemyeşil ağaçlarınla
Rüzgârda sallanan yapraklarınla
Hoş serinliğin ve gizeminle
Dinle beni,



Günlerdir içimde biriken söylenmemişler var
Şifresini çözdüm sevginin ve güzelliğin
Kirletmemek adına yeminler ediyorum
Bir masal düşlemiyorum
Gülistanlık değil ki yaşam
Kahkahayı, acıyı, hüznü ve mutluluğu
Birlikte yaşamak adına yemin ediyorum


En sevdiğim koltuğu
Çekmecelerimin yarısını
Yediğim her lokmayı
Ekmeğimi, suyumu, aşımı,
Kısacık yaşamda paylaşmak adına
Aklımın ve ruhumun yarısını
Kalbimi bütünüyle veriyorum
Tanıklık eder misin?


Hatice Kürklü

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Gözümün Nur'u





Gözbebeğim sensiz üşüyorum
Güzel yüzünde bulduğum güneşimi
Yitirdim..
Karanlık günlerimin soğuk, dilsiz saatlerine
Senin gülen gözlerini çiziyorum
Su gibi berrak
Güneş gibi aydınlık
Yıldızlar kadar parlak


Ben kalbimin en derinine en güzel çiçeğimi ektim
Sevgini güneş bildim
Damla damla umutla özlemle suladım
Sabahtan geceye geceden sabaha


Ayrı şehirlerde aynı sabaha uyanıyorsak
İki ayrı bedende aynı sevgiyi yaşıyorsak
Kalbimizde ki çiçek hiç solmayacak


Uzaklığın yakın olduğu zamanlarda
Yalnızlık kor ateş gibi yaktığında
Kalbinde bul benliğimi
Yanındayım seninleyim


Gözbebeğim,
Sevgimle büyütürüm
Şefkatimle sararım
Özlemin çoğaldıkça
Kokunu içime çekerim
Yok ötesi yok işte
Severim seni ben
Severim…


Hatice KÜRKLÜ 22/07/2009 İzmir


"Seni çok özlüyorum canımıniçi"

21 Temmuz 2009 Salı

Ömür Kırıntıları

/>



Huzur bahçesini seyri âlem etmek isterken gönül
Onarılmaz izler bırakırız geride istemeye istemeye
Mısra mısra öykülerimiz birikir
Çağlayan ırmaklar gibi


Değirmen gibi öğütürüz mavi düşleri
Ayaza kesilir tenimizin rengi
Zamansız terk eder kuşlar şehri
Akşam ezanı hasretlerinde birikir gözyaşları
Yıldızlar gibi parlar buğulu gözler
Masumiyet rengi duygular yağar geceye


Pervasız ağarırken gün geceden
Göçmen saatler kelepçeli gün taşır
Kirpiklerinin arasına sakladığın ışığını çalar
Hüzün kokar kayıp zamanlar
Öğütür yaşam verilerini ömür


Arasan da eski günleri özlemle
Zaman aldığı hiçbir şeyi geri vermiyor
Güneş yine sessizce doğuyor…


Desem ki ey huzur bahçesi
Aç kapını ben geldim
Ben geldim…


Hatice Kürklü

12 Haziran 2009 Cuma

Bir iç çekişi ömür




Akıl süzgecimden süzülen her bir düşünce
Ruhumu arındırıyor
Ruh da yüreğime gönderiyor olur olmazlarımda
Ey yüreğim benim için sakla
Susma,
Söyle ay doğsun,
Yakamozlar dans etsin
Mehtap yüzüme vursun sonsuzluklarda


Gölgesinde saklanırken mavi düşlerin
Gün bir başka batsın tebessüm eşliğinde
Dağlardan adı konulmamış çiçek kokuları
Rüzgârın uğultusuna eşlik etsin
Sinsin kuytulara akşam sesleri
Düş mü olsun gerçek mi?
Gözlerimi açsam mı açmasam mı?
Ya biterse!


İstediğin büyülü bir hayat mı?
Yoksa ayakların yere mi basmalı,
Su gibi akarken yaşam kırıntıları
Kılavuzu sevgi olmalı dağarcığında
Olmalı bir şeyler 
Mesela gece göğü bölmeli pervasızca
Yıldızlar bir bir yağmalı yeryüzüne
Yaz ortasında kar yağmalı
Dünya tersine dönmeli umarsızca
Mutlaka olmalı bir şeyler
Geriye yükleyebilmeli yılları isteyen
Zamanı ve mekanı seçebilmeli


İşte geçiyor günler aylar yılar
Söylediğim hiçbir şey fayda etmiyor
Sanki geçen zaman acısını kendi kendine çekiyor
Gideceği yolu yine kendi seçiyor
Usulca akar gibi görünse de
Dalgaları vuruyor kıyılarıma
Göç mevsimine hazırlıyor ömrümü
Fısıltıyla…


Hatice Kürklü

30 Mayıs 2009 Cumartesi

Çiçek Yürekli Çocuklar



Mucizesin sen çocuk,
Tohum çiçeğe dönüşürken
Çocuk gelir aklıma
Erdemli dimdik bakışlı
Anne kokulu çocuklar..


Sev dünyayı çocuk,
Pembe umutlarla boya hayat tuvalini
Yıldızlar tak gökyüzüne
Şafak büyüsü gülüşlerle
Boncuk boncuk gözlerle
Umut doğur umut saç ….


Yolun açık olsun çocuk,
Sımsıcak olsun dünyan
Gülümsemen eksik olmasın
Yeşersin mutluluklar
Aydınlık olsun ömrün ..


Yüzün gülsün çocuk,
Çevir bakışlarını gökyüzüne
Umut dolsun güzel gözlerine
Çiz gökyüzünü, ağaçları, kuşları
Güneşi, uçurtmayı, salıncakları
Bembeyaz hayallerini çiz
Sevgi adına
Barış adına
Şimdi rengarenk boya çocuk..
Tüm dünya çocukları için…




Hatice Parmaksız Kürklü

10 Mayıs 2009 Pazar

Kutlu sevgi






İlk değil son aşkım ol
Yüzün(m)de yılların izi olsun
Bırak saçların(m)a beyazlar düşsün
Gözlerin(m)yıldızlar gibi parlamasın
Roman gibi bir aşkla gir yaşamıma
Her şey hatıra olsun
Aynı şeyleri hissedip
Aynı sözleri söyleyelim
Ben yeniden doğayım



Öyle gir ki hayatıma
Seni sevmek ibadet olsun


Samanyolu’ndan yıldızlar tak yüreğine
Ve bu gece rüyama gel..


Zamanla kavga etmeyelim
Beklerken savrulmasın geceler
Yokluğun hasret gözyaşları akıtmasın
Su gibi aksın saatler
Ve sen gel


Gelmelisin
Eksik yanımın dolması için gelmelisin
Yol bitsin, gece bitsin
Nefesim bitmesin
Sen gel….


Hatice Kürklü

16 Nisan 2009 Perşembe

Kaldırım Serçesi





Renkler bugün karanın karası
Kuşlar emanet verdiğim yalnızlığımı getirdiler
Beni bende bıraktığın sessizliğe hükmetti
İçimde ki bastıramadığım sesler



Zırh giydirdim yüreğimin taş yığınlarına
Yutkunuyorum ağlamamak için
Düğüm düğüm oluyor akıp gitmiyor
Ölümüm geliyor aklıma
Gecenin soğuk yüzünde



Kaldırımda yalnız bir serçe, ürkek, ıslak
Diyor ki ;
Bahar geldi
Umutla bak yarınlara
Çiz umudu yakamozlara
Diz çök gökyüzünden sicim gibi inen yağmurlara
Yalnızlığı devret gök gürültülerine
Yıldızlardan ezgiler yağsın
Umut niyetine

Uyansın yeni gün
Gözlerinde
yüreğinde...


Hatice Kürklü

30 Mart 2009 Pazartesi

Ahenk




Kelebekler kanat çırparken semada
Sen düşeceksin gözbebeklerime
Çırası yanacak vuslatın
Fikrim su gibi akarken, nabızlarım hızlanacak
Ben bileceğim
Sus olacak gözlerim


Hazan düşleri bahar olurken yalnızlıklara
Sen güleceksin umarsız yarınlara
Sancısı bitecek gecenin
Seni düşünürken sıklaşacak nefesim
Sen hissedeceksin
Son bulacak bensizliğin


Su gibi akan ömürde, vazgeçilmezliğini sevdanın
Ben bileceğim
Özlemin katran karasında
Oya gibi işli, çam kokulu hasretleri
Ben özleyeceğim
Sen özleyeceksin
Ani bir rüzgâr esecek
Mısralar sıralanacak her bir bakışta
Can bulacağız
Keyif çayı yudumlamak gibi aynı bardaktan
Ben diyeceğim ki
İki dudak arası ömrümde
Seni hep seveceğim



Hatice Kürklü

10 Mart 2009 Salı

Buram buram İstanbul



Bekle beni İstanbul geleceğim sana
Gözbebeklerimde sevinç
Yüreğimde közümle
Mavini yeşilini harmanlamaya
Geceleri yıldızlarını
Sabahları güneşini dermeye
Vefalı mısın vefasız mısın görmeye geleceğim


Can tanelerimi görmeye
Hasret gidermeye
Özlem dindirmeye
Yeditepe’ne selam durmaya
Salacakta çay içmeye
Masum hırçın halini görmeye geleceğim


Kadıköy’ü Üsküdar’ı solumaya
Ortaköy’de bebekte salınmaya
Boğazını Çamlıca’yı koklamaya
Pier loti’den Haliç’i seyretmeye
Yaşlı mısın genç misin görmeye
Kapatıp gözlerimi seni dinlemeye geleceğim
Bekle beni İstanbul…


İzmir’den geliyor yolcun
Beyaz bir martı havalandır
Kanatlarında merhaba
Ağzında karanfil taşıyan..

Hatice Kürklü

8 Mart 2009 Pazar

Hatice'ye name




Ömrümün ikinci yarısı merhaba,
Bundan böyle
Haylaz günlerimin kumaşını akşamın kızılından biçerim
Kılavuzum sevgi daima sevgi
Bülbül şakıması, gül nefesi, taşkın akan su
Annemin al yazması babamın öğütleri
Sevdiklerimin sevgileri
Cebimde istiflenmiş şiirlerim
Hepsi bu
Yeter bana yeter



Hoyratça harcanan uzun yıllar
Bir isyan bayrağı gibi çıkar önüme
Yok, artık geleceğin kaygısı
Nefesim kırlangıç kanadında
Bir ters bir düz yok, hep düz hep düz
Yaşanacaksa adam gibi yaşanmalı
İçine çekerek yaşamalı



Tükenirken ömür
Dönerim yüzümü taşkın akan nehirlere
Çiçekler doğurturum dağların bağrından
Daha çok sarılırım hayatıma
Dört mevsimi yaşarım ömrümde
Düğün dernek kurarım bal rengi gözlerime
Yankılanır zamanda sesim, umutlarım
Daha daha uzağa
Hep uzağa



Doğumla ölüm arası
Bir kahve içimlik zamanda
Giyinirim tenime can hırkasını
Saz olurum
Söz olurum
Boynumu bükmem
İçimde açan çiçekleri kurutmam
Yaşatırım gelecek günlere



Ufkum çocuk gözleri
Can suyum kekik kokulu sevgi
Bedenim yıldız zengini
Dilimde yanık türkü
Üstümde ay ışığı
Dahası yok
Yok ötesi…


Hatice Kürklü

6 Mart 2009 Cuma

Kirpikler yasta

Kırlangıç kanadına yükledim gözlerimi
Her bir bakışım ok oldu
Hasret oldu
Sevgi oldu
Tek tek yıldızları deldi
Düştü gamzelerine


Aklına geldiğimde dönüp bakarsan
Mızrak olup saplanırım yüreğine
Mazlumsan eğer
Mühür olurum yüreğine
Kalkan olur sevgim bedenine


Düşmesin kanatlarımıza yangınlar
Gem vurmayalım sessizliğe
Gece tebessümlerimiz solmasın
Zeytin dalı ömrümüz
Kırlangıçlara ev sahipliği yapsın



Al getir umutlarımı
Yaşamak istiyorsan sil baştan
Düşün/me
Sıkı sıkı sarıl
Gökyüzü aydınlığa bürünsün
Kıyamet kopsun
Yıldızlar kaysın
Gece insin


Hatice Kürklü

2 Mart 2009 Pazartesi

Süveyda




Ay denizle buluşurken
Gelir misin kızıl şafaklarda
Kalır mısın gün doğumlarında
Esaretine teslim olmuşken bu şehirde
Türküm olur musun süveydam
Gün seninle batarken
Hükmünü sürer misin benimle
Gözbebeklerimden düşerken hüzün
Susturabilir misin gözyaşlarımı
Bir daha gelmem gelemem dediğinde
Beklediğimi bilsen, gel desem gelir misin ?



Ah süveydam!
Hesabını veremiyorsan elvedaların
Suskunsa dilin
Acı bile duymayacaksan
Hiç düşünme
Dinle sessizliğin sesini
Omuzlarına yükle ayrılığı
Kalbinin ortasında ki siyah noktaya
Boşalt gözyaşlarını
Yine de güneşini engellemesin
Sana yönelsin tüm güzellikler
Dudaklarında cümbüş
Gözlerinde sevi
Saçlarında mor yıldızlar oynaşsın
Çoğalsın ömrün geceden fecre kadar
Su ol toprak ol hava ol
Var git ellere yar ol…


Hatice Kürklü

1 Mart 2009 Pazar

Ömrün seyir defteri




Ömrün seyir defteri ketum
Zaman dar anlık yaşamlarda
Hayatlar çapraz ateşte
Bir varmışsın bir yokmuş
Bu yüzdendir ki
Ertelenmemeli seni seviyorum demeler



Hayat öyle güzel ki her şey tıkırındayken
Nefes almak gökkuşağı gibi
Yağmurun sesi akşamın hüznü
Tanıdık birkaç yüz merhaba gülümseyişleri
Yapmak istediklerinin sıralanması
Sanki zamanın olduğunu bilir gibi
Oysa
Allaha emanet ömür
Bazen bir eşkıyanın ellerinde
Belki de serseri bir kurşunun sekmesinde
Bazen trafik canavarı senin ensende
Kıldan ince kılıçtan keskin
Haramilerin gölgesinde
Feleğin gizeminde
Yaşamın kıyısında
Tarumar seferlerde
İp ince bir ip insan ömrü
Sanki Azrail’in değil
Cellâtların ellerinde



Ömür akacağı ummanı biliyor da
Nereye konacağını bilmiyor..
Kendine çizmiş bir rotada
Yolcusu nerde inecek bilmiyor…


Hatice Kürklü

27 Şubat 2009 Cuma

Canım annem



Bir garip kuş gibi geldim sana
Ürkek korkmuş yaralı
Elini alnıma koysana annem
Dizine yakın oturup
Sığınayım yanına
Sonra sonra
Birazcık ağlayayım


Sana geldim annem
Dağları aştım
Rüzgârlarla ulaştım
Benim annem ben kızın Hatice
Vallahi benim
Dokun bana dokun
Geldim işte


Sol yanım bugün ayrı bir yanıyor
Gözyaşlarım çağlayan
Özlemin kat be kat artıyor
Sitemlerimle,
Özlemlerimle ,
Kardeşlerimin,
Torunlarının selamıyla geldim
Sarsana beni annem


Yaban çiçekleri getirdim sana
Bir testi su koydum kabrine
Ellerinden öpmeye geldim annem
Yüzümü yüzüne sürmeye geldim
Bir daha bir daha öpmeye geldim
Geldim işte
Hadi!
Öpsene beni annem
Canım canım annem


Hatice Kürklü


Hepimiz çok özledik,sevgi ve özlemle seni anıyoruz nur içinde yat annem ..

Bir ben bilirim

Bilirim geri dönüşlerin türküsünü

Sesinden yükselirken özlem buğusu

Kulağıma dolar ”sarı gelin” dizeleri

Türküler yağar ardın sıra

Tutuklu kalır tüm evren menzilinde

Ben bilirim,

Titreyen sesinde yankılanır rüzgâr uğultularım

Dağılırken yollara umutlarım düşlerim

Toplarsın bir bir onu da bilirim

Yine de,

İçimde ki ses boynu bükük kalır

Yankı yapar çığlığa dönüşür

Öper alnından kirpiklerinden

Itır kokar memleket havaları

Ben bilirim,

Aynı güneşte ısınırız

Tarihler aynı günler aynı yıllar aynı

Aldığımız nefes aynı

Günaydınlarımız aynı

Tırtılın kelebeğe dönüşmesi gibi

Uyanışlar aynı

Kimseler bilmez

Bir ben bilirim


Hatice Kürklü

26 Şubat 2009 Perşembe

Su mavisi ömrüm

Gökyüzü mavilerden daha mavi
Ayın şavkı vurmuş hayata
Bülbül ayçiçeğiyle söyleşiyor
Örtünüyor doğa doğum lekesini
Kalbim gülümsüyor
Daha bir sarılıyorum sevdiklerime
Salkım söğüt neşe saçıyor
Bulutlar davetkâr
Konuk etmek istiyor mutluluğumu
Yeryüzünü koynuma taşıyorum
Nefes alıyorum
Attım kötü düşüncelerimi heybemden
Umutla bakıyorum yarınlarıma
Üfül üfül rüzgâr
Yönümü dönüyorum pervanesine
Sözcüklerle dans ediyorum
Mor fistanlar giyiyorum
Türküler eşlik ediyor ömrüme
Bir yudum çay içiyorum keyifle
Dönüp bakmıyorum kötü anılara
Hep güzellikler aklımda
Simli ibrişimle dokuyorum geleceği
Enginlere çeviriyorum yüzümü
Kendimi yeniliyorum
Sevgiyle diriliyorum
Sade bir kahve yapıp
Şiirime konuk bekliyorum

Hatice Kürklü

24 Şubat 2009 Salı

Davetsiz Misafir

Yıldız ektiğin yüreğim üşürken
Başlıyor yeni günler
Sesler yasta, yoruldum yar
Perdeler iniyor yokluğunda
Ardımda bıraktığım günler kor oldu




Aşk bir oyun değil ki adansın şiirler,yalanlar
Sevdayı tenden ibaret sananlar
Zemheride yüreklerinin üşümesidir
Bilmezler hissetmezler
Anlamazlar yar



Tohumun toprakla sevişmesidir aşk
Ana karnından yeniden doğmaktır
Sürprizdir,
En soylu başkaldırış,
Hoş, ılık bir rüzgârdır
Pervasızlıktır
Adını haykırmaktır avaz avaz
Şimşek çakmasıdır
Gök gürültüsüdür
Sağanak yağmurdur
Tufandır aşk




Kanadı kırık kuş gibidir
Onsuz uçamazsın
Düş yarasıdır
Umutla umutsuzluğun yaşandığı
Yanık bir türküdür bazen
Gözyaşlarıyla demlenen




Gün doğumu gün batımıdır
Gül kokulu nefestir
Nefestir almaktır yar
Onsuz olamadığın..

Hatice Kürklü

22 Şubat 2009 Pazar

Ay Yangınları

Gün dönerken geceye
Dizeler düşer kirpiklerden
Ten sıcaklığı ipek dokunuşlara
İç seslerle bezenir ay yangınları
Darağacı yüreklerde



İki aynı yolda
Tüner alıcı kuşlar
Kor sevdalara
Ay yıldız düetlerinde gecenin




Bir senfoni olur rüzgâr sesi
Ritim tutar düş ve gerçeğe
Dökülür yediveren gülleri
Vokal yapar aşk tadı dudaklara
Asi ruhlar nöbet tutar
Tomurcuk buselere



Yüreklerde ezgidir güneş ışıkları
Vuslattır gül kurusu yakarışlar
Aynı sabaha uyanır bakışlar
Ak gerdan gündoğumlarında




Yıllanır sevdanın şiir demi
Şairin mahzeninde
Dudak izleri
Şiir olur
Düşümsü güftelere

Hatice Kürklü

20 Şubat 2009 Cuma

Yitik tüm kelebekler

Tuza banılmış hasretler
Atar anlamsız kıyılara
Lal olmuş bedenleri
Neredeler kim bilir

Yasını tutar prangaların
Gergefinde nakış nakış işlenir
Saklı avazlar keder taşır
Yitik mahkûmiyetlere
Özgür bırakın artık …


Alnından öper
İrtifası kaybolmuş yarınların
Koynunda taşır sonbaharları
Uçurur tüm kelebeklerini
Gölgeleri düşer çığlıklara
Duyar mısınız sesleri?


Takati yetmez yalnızlığın ellerine
Paramparça olur gizlediği akkor
Umutları tutam tutam dökülür
Ay vurur çaresizliğine
Rehin bırakır kimsesizliklere
Gazel sesi duyulur
Can vurulur
Sesler uyur


Hatice Kürklü

18 Şubat 2009 Çarşamba

Göç talanı gönüller



Gönlün kalesi yenik düşmüş
Yanık tarçın kokusu esaretlere
Sallanır oyalı mendiller
Solmaya yüz tutmuş sevdalara



Yamaçlarında dalgalanır reşit acılar
Sessizliğinde seslerin izi sürülür
Bahtsız sürgün günlere
Gökle yer arası uğultular
Savrulur taşkın kasırgalarla



Teslim alır göç talanları
Dilinde ki eğreti şiirleri
Kuytusuna sessizce sığınır
Hıçkırıkları düşer toprağa,suya
Hüzün koyu bir tül gibi
Yıldızların üstünü kaplar
Yüreği dağlanır
Gecesi kanar
Güneşi ağlar …

Hatice Kürklü

17 Şubat 2009 Salı

Sevdası Soylu

Çırasını yakmış, sevdası soylu
Saçları ağarmış, can uzun boylu
Duruş azametli pek güzel huylu
Ah serçe olsaydım sessizliğinde



Çığlıklarım ve ben bulsalar harda
İsyanlarım taşmış gönlüm hep darda
Kokulu mektuplar yazdım ne fayda
Sevdalarım sızlar ıssızlığında



Gül kokusu her gün vakti cennet bağ
Son tufanda yüce ova oba dağ
Beni aşkla yoğur şiir sevgi sağ
Ah şarkı olsaydım bensizliğinde

H.Kürklü

15 Şubat 2009 Pazar

Şah ve Mat

Varın anlatın yorgun düşmüş sürgünlere
Suskun kalplerin kasırgasını
Ayaza vuran ölüm beyazı
Bahtsız sonbahar makamında
Deli fişek ayrılıklar
Canını acıtır asi dillerde


Yığılır külleri alazların
Gücü kalmaz son depremlere
Yalnızlığın perdesi iner mor düşlere
Hangisi vezir hangisi piyon
Kim şah kim mat bilinmez
Büyüsü bozulmuş cümbüşlerde
Üşür teninin enkazında


Azıcık eylül değse
Arya olur mabedinde
En güzel aşkı doğurur tininde
Sevdasına sığınır güneş
Can bulur
Yol olur
Miladını doğurur…
Ve
Söz biter..

H.Kürklü

12 Şubat 2009 Perşembe

Yamalı hayat

Yenilgileri sevemedim hiç

İsyankâr yanım ağır bastı hep

Gitmeleri de sevemedim hiç

Günaşırı karanlık tüneller hep

Ama bir gün bakacaksın

Ben yokum

Küllerini toplamış doludizgin gidiyorum

Sokaklar ıssız ve sessiz

Yağmur bizsizliğe yağıyor

Sahipsiz kalmış kahkaha kuşları

Gözlerin gibi, sözlerin gibi

Şarkılarda susar

Şiirlere acı bulaşır

Güneş bile ısıtamaz içini

Eylül yitirir kimliğini

Çaresiz,

Yapraklarını döker hazan bahçelerine

Oysa biz şiir sağardık düşlerimizden

İki çakıl taşıydık

Çöllerde serap, keramettik biz

Bölüşürdük saatleri

Dilimizde yemlerdik sözcükleri

Rüyalarda buluşurduk

Sen akşamdın ben sabah

Gündoğumu, gün batımıydık biz

Hayatın piyangosuyduk kampanalar çaldıran

Köktük, sarmaldık dal budak salan

Türküsüydük ceylan gezen dağların

Zeytin ağacıydık yaprağını hiç dökmeyen

Yoksa yoksa

Yaması mıydık zamanın

Sahi

Biz hiç biz olduk mu?


H.Kürklü

8 Şubat 2009 Pazar

Can suyu

Bir gün ansızın geldi

Ben mi geldim o mu geldi

Geldik işte

Boşluklara takılı kalmış anılar

Şenlikleriyle geri geldi

Bende mızıka

Onda vuslat türküleri

Selam durdu tüm evren

Asmalar filiz verdi



İster misin?

Bu kenti birlikte yürüyelim

Sabahı tiril tiril giydirelim

Hazan bulutlarını dağıtalım

Alevler püskürtelim hasretlere

Bir şiir ömrü kadar yaşayalım

Ağlanacaksa birlikte ağlayalım

Cemreler düşürelim

Toğrağa

Havaya

Suya

Sınır tanımayalım delilikte

Tersyüz edelim dünyayı



Görüyor musun?

Bak ıhlamurlar çiçek açtı

İpek böcekleri kozasında

Denizler köpük köpük

Çiçeklerde tusanami

Toprak tohumla sevişiyor

Can suyunu veriyor keyifle

Şafak güneşle vals yapıyor

Sonsuzluğun sihri

Hayat buluyor

Selam duruyor

Hoş geldiniz diyor

Hoş geldiniz


H.Kürklü

7 Şubat 2009 Cumartesi

Can Kırığı

Düşündüm de

Seni bensiz bırakmaya karar verdim

Ben sensizliğe çoktan alıştım

Üzülme hiç incinmeyecek yüreğin

Belki farkına bile varmayacaksın

Zaten Sonyaz vurgunuydu bizimkisi

İşte öylesine yarenlik

Hiç bir şey zoruma gitmedi de

Son sözlerin çok dokundu çok

Sol yanımda bir ses duydum

İncecik kuru bir dal kırığı

Belki de belki de

Can kırığı

Yok yok onarırım merak etme

Yeni güne merhaba derim

Sardunyalarımı sularım

Yıldızlara uzatırım ellerimi

Azat ederim yüreğimi

Günaydın derim buğulu sabahlara

Hadi bakalım hoşça kal

Sen bütün vedaları eskittin

Şimdi ben gidiyorum

Tüm şarkılar sende kalsın

Bu şiir sana hatıram olsun

Yine de dikkat et

İncinmesin bu şiir

Terliklerim sende kalmıştı

Adım bahçenin ağacında

İşte onlar için bir şey yapamam

Sende kalsın

Benden sana son hatıra olsun..


H.Kürklü

6 Şubat 2009 Cuma

Siboş ve Hatçe elele

İstersen bu şehri birlikte yürüyelim
Senin elinde fırça ,palet
Benim dilimde şiirler olsun
Karanfiller saçalım köşe bucak
Örtelim tüm incinmiş çocukların üstüne
Anneye hasret gurbete vurgun çocuklara
Kâğıttan gemiler yapalım
Kaydırsınlar engin denizlerde

Kuytularda suskun kimsesiz
Sessiz uğultularına ses verecek
Türküler söyleyelim barışa dair
Ay ışığıyla süsleyelim saçlarını
Yıldız çiçeği kokuları sürelim
Sarsmasın kimsesizliğin yoksunluğu
Ayazlarda üşümesin yürekleri
Vurmasınlar uçurtmalarını
Güller dolsun pencerelerinden
Geri verelim çocukluklarını
Aydınlık yüzlerinde bulalım
Sen resimlerini
Ben şiirlerimi

H.Kürklü


Bu şiir sevgili ve de kıymetli "Sibel Parmaksız'a" sevgilerimle

Göçmen kuşlar

Koşarak geçtiğimiz ömrümüzden
Yeniden dönmek mümkün mü çocukluğumuza
Ne çabuk geçti yıllar
Hasret kokulu ayrılıklarla
Cancağızım gözümün nuru
Bir yıldız bulsam da döksem yoluna
Aydınlatsa ışığıyla
Gel desem gel
Gelir misin?


Doludizgin devrilirken günler
Sevgiler devşir ipek kanatlı kuşlardan
Değmesin ömrüne hüznün lekesi
Mutluluk yüklensin yüreğinin kuytularına
Paylaş sevgi tılsımını sevdiklerinle
Yolun açık olsun
Bahtın parlak çakıl taşı
Parlasın gözlerinde


Oğul oğul,
Çocukluğum kaldı evimizde
Kardeşler desen hep ayrı ayrı yerde
Gümüşi parlaklıkta anılar
Ara beni diyor ara
Hadi bul bulabilirsen
Geçmişte kalan anıları


Bir kuş kondu omzuma
Göçmen kuş
Selam getirdi senden
Aldım kabul ettim
Öptüm kokladım
Bıraktım gökyüzüne
Uğradı mı sana?


H.Kürklü

Canım kardeşim "Tevfik Parmaksız'a"sevgilerimle

1 Şubat 2009 Pazar

Asi Kokulu Yağmur

Olur olmazlarda bul beni
Kimsesizim, huysuzum
Çıkıver karşıma şaşırt
Bende ki seni sobele
Geldiğin yollar pek mi çetin
Ömrümü sağaltanım
Köşe bucak sakladığım
Sen gelmezsen de ufkunu gönder
Sevgini heybeme yükle
Fısıltılarını yoldaş et
Kerem eyle can suyum ol
Bende ki senin sihri
Yüreğimde söz yanıklarım ol
Umarsız efkârınla
Koluma gir
Kırpık yıldızlara bakalım keyfi kaçığım
Bak ceylan ağıtta
Uçuçböceği fır fır uçmuyor
Güller dikenin işgaliyle mahzun
Sular tersine akıyor
Şiirler sabıkalı
Soyunmuş ten asi kokulu yağmuru
İndi inecek
Dizgini bırakmış bulut
Yağmurum ,güz konuğum ol acı bademim..
Ayrı ayrı akalım
Aynı yere akalım

H.Kürklü

Ayrılığın lekesi

Ayrılık ağacıydı ıslanmış yağmurlarda
Yapraklarımı döke döke kimliksiz kaldı
Nerede yanıldı nerede dağıldı
Güz bahçelerinde gazel gibi savruldu

Ayrılık lekesi bulaştı
Yarasında izi kaldı…
Silinmedi

Büyüdü..imgelerle yangını
Asi ve hırçın
Tayfunlara karıştı

Şiir koydu ceplerine
Delik deşik anılarla avundu
Titreşti sesi buğdayların gölgesinde
Yüzünü dağladı yüreğini kavurdu


Ayrılığın lekesi bulaştı
Terinin damlasına…
Kurumadı

İki ucu keskin bıçak
Tıpkı sevilen
Sedefkâr ömür
Tıpkı seven

Başında bir sarhoşluk meyli meysiz
Lokman olmuş yitik gecelerin tutsağında
Örselenmiş bakışları bıkkın çaresiz
Çıt çıkmayan karlı karsız dağ doruklarında

Ayrılığın lekesi bulaştı
Yürek sılasına
Kavuşamadı

Eğdi kaşlarını
Camların buğusuna yazdı
Aşkı neydi solduran?

H.Kürklü

31 Ocak 2009 Cumartesi

Sonun başlangıcı

Kuş kanadından kalemler yaptım

Sevdaları yazmak için

Saçlarıma yıldızlar taktım

Ömrümün yollarını aydınlatmak için



Dün yine sokağınızdan geçtim

Erguvanlara bakmak için

Soğuk sularınızdan içtim

Alevlenen özlemimi dindirmek için



Bir buğulu yalnızlıktı gözlerim

Sana rastlamadığım için

Hep asılı kaldı sözlerim

Söylemek isteyip söyleyemediğim için



Bırak artık kendimde dinleneyim

Yangılarımı güllerle örtmek için

Bana türkülerimi söyle öyle öleyim

Ebediyen ruhumu dinlerdirmek için


H.Kürklü

28 Ocak 2009 Çarşamba

Eyvallah


Yum gözlerini say içinden
Bir iki üç….
Kırmızı karanfiller dönüyor başında
Sil her şeyi geriye
Hiç yaşanmamış say
Ben olmadım hiç
Sen diye birisi yoktu


Yok yok bombalar düşmedi başıma
Kırığını onarıyor kalbim
Aykırı bir ses içimde eyvallah etmeyen
Gözümde ki yas gitti
Sözlerim asılı kalmıyor artık
Değişiyor nesnelerin rengi
Su yatağına dönüyor

Bulduğumu sandığım usulca yitirdiğim
Yeniden sarılıyorum ömrüme
Aşklar isteyenin olsun
Ben artık
Bademlerin çiçek açmasını bekliyorum
Mayıs gülleri benim için açacak
İğde ağaçları yüreğimden öpecek
Perde kapanırken
Şarkılar benim için söylenecek


H.Kürklü

25 Ocak 2009 Pazar

Cangıl


Üzüm gözlü çocuklar gördüm sıska,
Gencecik annelerin elinden tutmuş,
Gözlerinden zekâ fışkıran
Akşam sofralarında ekmeği bölüşmüş
Aydınlık yüzlü çocuklar gördüm
Ne çocuklar gördüm gürbüz
Anne baba ayrı havada
Şımarıklığın dozunu aşmış
Bir eli yağda bir eli balda
Mutlu yüzlü çocuklar
Ne kadınlar gördüm beli bükülmüş
Hayatın çilesini sırtında taşıyan
Genç yaşta ihtiyar olmuş
Pırıl pırıl bakışlı kadınlar
Ne kadınlar gördüm atlas elbiseli
Nerede sabah orada akşam
Vur patlasın çal oynasın
Yüzlerine maske takmış kadınlar
Ne adamlar gördüm çizgi çizgi yüzü
Ayakkabısı delik elbisesi yırtık
Evine ekmek götürme telaşında
Emekçi yorgun bezgin çelik yürekli
Gururlu ve dik bakışlı adamlar
Ne adamlar gördüm kalın enseli
Kazanmanın hırsı sarmış ruhunu
Her şeyinin olduğunu sanan
Karanlık yüzlü pervasız adamlar
Ne insanlar gördüm çeşit çeşit
Zemheride üstünde hırkası
Cebinde parası olmayan
İç denizlerde çırpınan
Karalara vuran
Çok şükür ki
Gördüm birbirine elini uzatan
Yardımlaşmayı,
Paylaşmayı bilen
Can insanları da gördüm

H.Kürklü

Arzuhalim var


Lütfen bana bir gülücük getir
Topaç çeviren çocuklardan al
Kahkaha kuşlarından iste
Gözleri boncuk,saçları sarı
Pembe yanaklı teyzelerden
Kınalı kuzulardan,
Pinpon amcalardan
Gülüşler topla benim için

Lütfen bana bir nefes getir
Dağdaki çobanın kavalından
Yeni açmış filizden
Bülbülün sesinden iste
Uğuldayan dağlardan,çağlayan sulardan
Nakış gibi inen akşamın buğusundan
Senin köyünden nefes getir bana


Lütfen bana bolca sevgi getir
Karlı dağların eteğinden
Batmakta olan güneşin ufkundan
Çiçek toplayan çocukların yüreğinden
Kuşların cennetinden sevgi iste
Toprağın cömertliğinden
Doğanın güzelliğinden
Sevgi topla benim için
Harman olsun
Sevgi dolsun
Gülüşler
Nefesler
Sevgiler
Benim olsun, benim olsun


H.Kürklü

24 Ocak 2009 Cumartesi

İsli geceler


Islık gibi geçiyor zaman
Mekânsız kamburlardan
Adı değişmeli
Rüya mı olmalı?
Buse mi?
Ne fark eder ki!
İsli pisli firari gecelerde
Üst üste yığılır berduş saatler
Birbiri ardına söner yıldızlar
Gurbet kokar sokaklar
Sessizliğin düşlerine dalar
Neon ışıklarının pırıltısında
Hoyrat eller canını yakar
İhanetinde gecenin


Sindikçe siner ümitsizliğin koynunda
Kara gecelerde sözcüklerle kirlenir
Bedenine fiyat biçilir
Direnmeler anlamsızlaşır
Tenini dondurur ayaz
Havalanır ipsiz uçurtmalar
Ömrü isli gecelerde sürecekse
Meçhuldur gelecek
Kirlenir dünya bedeninde
Beraberinde aşklar


Taşıyamaz
Mahzundur gülümsemesi
Süzülür yanaklarından inci mercan çiçekler..
Boşlukta ki gecelere..

H.Kürklü

22 Ocak 2009 Perşembe

Güz Sancısı


Sus/ma
Hüznü onar/ma
Nasıl olsa kıştan sonra bahar
Yeni çiçekler açar,
Nisan bahçelerinde
Ömrünün hazan mevsimini,
Yeşil ovalara çevirir
Güller fışkırır bağrından..
Buz gibi pınarların,
Sularından içersin..
Düş olurum gözlerinde
Yüreğin serinler
Yıldızlar düşer ayakuçlarına
Yaşamın kımıltısını görürsün
Yokluğumda…
İçinde ki kuşlarda özgür kalır
Sen yine de
Ay ışığıyla donat masanı
Dinle memleket havası türküleri
Mırıldan sıcak odanda
Dokunmasın yüzüne
Sıkıntının gölgesi
Say ki mevsimsiz sağanaktı
Güz sancısıydı yaşanan
Beyaz uyku rüyası
Unutma ki
Bilmelisin ki
Ben usulca bırakırım
Yollarına
Selamı mı


H.Kürklü

21 Ocak 2009 Çarşamba

Mermiler düşmez mi gecenize


Dönüyor devran iş bilmez dümenciler elinde
Yaşamak hüner oldu insanların ahı var
Bulanık suları okyanus sananlar
Girdabına kapılıyor suyunu temiz sananlar
Kirini akıtıyor namlusundan çıkan kurşunlar
İnsanlığa nefes aldırmıyor çılgın süvariler
Kavgaların şahidiyiz sessiz ölümlerin
Ne zaman sona erecek bombalı ahtapotlar
Gökyüzü üşüyor çocuklar üşüyor, ağlıyor
Uyuyan devler uyansa
Silkinse insanlık dur dese
Üryan geldik üryan !
Neyin kavgası neyin savaşı
Ah ile inleten
Gece vakti postal sesleri
Namlu ucu yaşamlar


Dünya sarsılıyor etraf ceset kokuyor
Kan damlıyor masum bakışlı çocuklardan
Sanmayın ki bize dokunmayacak sinsi yılan
Ateş çemberi arttıkça artıyor ya siz yaşayan ölüler
Hırs almış yürümüş indikçe iniyor kanlı baltalar
Yürekler kor ateş bağırlardan sızar hep kanlar
Silahlar alınır satılır inim inim inler coğrafya
Masum çocuk, genç, yaşlı kimin umurunda
Yankılanır feryat figan bebek çığlıklarında
Uyu uyuyabilirsen
Uykunu bölmez mi çocuk sesleri
Mermiler düşmez mi gecene…
Yazık…





H.Kürklü

20 Ocak 2009 Salı

Sevemedim


Mevsimler yaşadım
Yaşadım da sevmeyi hiç bilemedim
Yol buldum şen bahçelere
Gümüşsü pınarlarda köpük oldum bazen
Adı konmamış çiçekler topladım dağ yamaçlarından
Duyduklarım gördüklerim kulağıma küpe oldu da
Gölgem düştükçe üstüme
Sevemedim sevemedim



Bülbüle güle sordum
Ummana ipek semalara sordum
Leyla’ya Mecnun’a sordum
Yoldan geçen rast gele birine de sordum
Sonra sonra yüreğime sordum
Sevildim çok sevildim de
Sevmeyi neden bilemedim?


Ayçiçekleri döndü yüzünü ısıttı ruhumu da
Lalezarların değerini de bildim üstelik
Aşk iklimlerini görmezden mi geldim?
Sağanak yağmurlarda da ıslandım
Yıldızları da topladım tek tek avuçlarıma
Mey içtim sarhoş oldum mavi gecelerde de
Yine de
Ben neden hiç sevemedim sevemedim


Beyhude mi geçti ömrüm,
Yarabbim
Ya sevince geç kalırsam



H.Kürklü

19 Ocak 2009 Pazartesi

Yalancı bahar


Her sene aynı yere aynı saatte gelirdi
Ahşap sandalyede oturur
Denizi seyreder
Havanın güzelliğine inat
Üzüm buğusu gözleri uzaklara dalarak
Hüznün ümidiyle
Gelmesini beklerdi
Beklenen gelmezdi..

O adı yok kimliği belirsiz
Narin ,hassas,kırılgan
Ama ümitli..
Bekler di,söz vermişti,
“Geleceğim bekle beni”demişti..
Gelmezdi,hiç gelmemişti..

Bilenler bilir
Yalancı bahara aldanıp
Çiçek açan kayısı ağacını
İşte o,
O bir kayısı ağacı
Kandı mı yalancı bahara
Dallarında ki çiçeklerde solar
Ağıtlar dolar sessizce gözyaşlarıyla
Hangi yana dönse
Kan damlar yüreğine
Kuytularına çekilir yalnızlığın
Kar yağar yollarına
Saracak bir sıla arar
Ararda bulamaz
Kanmıştır yalancı bahara
Şiirleri de çiçek açmaz
Sis iner sularına
Kimseler anlamaz
Sil baştan yaşamak yok
Bunu bilirdi
Bilirdi de
Yine de
Giden yılların
İnce sesiydi umut..

Gel
Gel de
Derdinin dermanı ol efendim





H.Kürklü

18 Ocak 2009 Pazar

Rüzgar geçti içimden


Ansızın
Rüzgâr geçti içimden
İncitti tenimi
Öyle sessizdi ki
Gömü sessizliği
Kehribar sarısı
Ne akan suyun tadı
Ne ay ışığının şavkı
Kalmadı birbirinden farkı
Yarabbim
Yok mu aşkın hatırı


Artık
Sığ sularda derin hicran
Bakışlar oldu hazan
Esme, geçme rüzgâr
Çığlığımı sal dünyaya
Koyma boynu bükük
Ya bırak gitsin
Gitsin de hiç gelmesin
Ya da soluduğum hava
İçtiğim su
Aziz bildiğim herşey adına
Gelsinde hiç gitmesin


Sonra
Üşümesin yüreğim
Sarsılmasın tenim
Vakit erişmesin
Kar yağmasın
Ölüm yoluma
Yine de gelsin istemesem de
Ölümüm gelsin aklına
Yarım kalan yaşanmışlıklarla….
H.Kürklü







11 Ocak 2009 Pazar

Gitme..


Söyle bana;
Sen yüreğimde çiçekler açtırmadın mı?
Yıldızsız gecelerde ay ışığına büründürmedin mi?
Masum bakışlarımız rüzgârla oynaşmadı mı?
Ilık ılık damarlarımda dolaşmadın mı?
Yaşama sevincini seninle bulmadım mı?

Etme
Gitme yarim

Çığ düşürme içime
Kapılıp gitmeyeyim girdaplarla
Düşmeyeyim derin yarlardan
Susmasın türkülerimiz
Kopmasın gözlerimde kıyamet
Saçma ayrılık sözlerini sol yanıma

Etme
Gitme yarim

Tut ellerimden tut
Suların üstünde yürüyelim
Aynı güneşte ısınalım
Sesinle sarhoş olayım
Mor kıvılcımlar çaksın üstümüze
Bıkmadan çoğaltalım sevgimizi
Son tufanı olalım gecelerin

Etme

Gitme yarim


H.kürklü

7 Ocak 2009 Çarşamba

Bul beni


unutursan beni bir gün
denizin tuzunda bul
dağ çiçeğinde,
içtiğin su da bul,
bir ezan sesinde
hüzünlü bir akşamın batışında,
o güzel kalbinin her atışında bul.
toprağı yar,
gökyüzünü al aşağı,
dağların ardında,
beni bul

unutursan bir gün beni
gözyaşlarında bul
aldığın nefeste
yediğin her lokmada
aklına geldiğimde yazdığın şiirlerde bul
güneşi indir
yıldızları söndür
denizlerin ardında
mor bulutlarda
bul beni..bul beni..



Hatice Kürklü

6 Ocak 2009 Salı

Gel


Gel
Güllere çiy düştüğü zaman
Nefesin gül koktuğunda
Gözlerinde özleminle gel
Öyle gel ki
Yıldızlar tek tek düşsün
Yankılansın evren
Baharı solusun tenim
Hava da aşk kokusu
Ay göğe sığmaz olsun
Gün inerken denize
Söylenmemiş sözlerinle
Gel
Elin elime değdiğinde
Durulsun bulanık sular
Unutmayalım unutamayalım
Sen ömür ben sonsuz olayım
Yürüyelim sevdanın yollarında
Gel
Sevdanın hırkasını giyinde gel
Çok geç olmadan gel..



Hatice Kürklü

3 Ocak 2009 Cumartesi

Git..


Buza dönüştü sevgim
Kristal buz parçacıklarına
Güz ayazı dünde kalan
Nefesim kar sızısı
Artık konuşmak sessizlik
Susmaksa yasak
Yaşanacak ne kaldı ki
Git..git..

Aşk biter
Yüreklerden göç eder
Ansızın ayakların yere değer
Yürek isyan bayrağını çeker
Acımasızca vurur ha vurur
Şimdi
Tam zamanı
Bu türkü bitmeli
Son yaprak düşmeli dalından
Düşse ve bitse
Sen bitsen
Ardına bakmadan gitsen
Git..git..


Direnirim bu rüzgârlara
Avunurum sonsuz beyazlıklarla
Tül kanatlı kelebeğe dönüşür
Uçar giderim semaya
Tohum olur toprakla karışırım
Yeniden doğarım
Mor akşamlarda
Yeter ki sen git
Git…git..



Hatice Kürklü

2 Ocak 2009 Cuma

Say yılları dostum


Say yılları dostum…
Şerefe dediğimiz kaç acı,
Kaç sancı var defterimizde…

Yılların yorgunluklarıdır,
Gözleri(m)nde gördüğüm…
Aynı kırsalın evlatları,
Aynı sokağın çocuğuyduk biz…
Aynı renkte hayaller kurar,
Aynı aşk şarkılarını bağırırdık,
Avazımız çıktığınca…

Gözleri(m)n güler masumca,
Her kahkaha(m)n,
Sıcak bir iklim gibi yüzü(m)nde…
Sen en sıcak yanı dostluğun,
Ben eşlik eden ateş sıcağına…

Şimdi sayalım birlikte yılları…
Kaç acıda ıslattık yürekleri,
Kaç ayrılığın üzerine dem tuttu hüzünler…
Kaç gönül kırdık,
Kaç gönül aldık bilinmez…
Günahlarımızı sevaplarımızı paylaştık…
Ne bir eksik ne bir fazla çocukça…

Şimdi yılları sayalım dostum…
Uzat ellerini,
Karanlıktan çıkalım aydınlığa…
Demlenen hüznümüzüde alıp yanımıza,
Yürüyelim dost kervanında…


Songül Taştan

1 Ocak 2009 Perşembe

Aşk Her Renktir


Sevgi dinginlik veren, ılık meltem gibidir...
Aşk engel tanımayan, deli poyraz gibidir...

Renklerin hiçbirisi uymaz aşk tanımına...
Benzetmek gerekirse kırmızı uyar ona...


Aşkın ruhtaki seyri, renklerin evrimidir...
Önce pembe sonra al sonra da kor rengidir...

Eğrisi doğrusuna kimi zaman denk gelir...
Gönül, akıl ve beden birse aşk tos pembedir...


Aşkı mora bürüyen sebep iki tanedir...
Bir teki reddedilmek, teki gizlenmelidir...


Dünyevi cümle aşklar O aşktan bir zerredir...
Kâh feyiz beyazlığı, kâh murat yeşilidir...

Evlat mutlu sonlarda, aşktan birer meyvedir...
Oğul mavi kaynağı, kız çok tatlı pembedir...

Bazen de aşkın rengi ayrılık sarısıdır...
Vuslat ateş düşürür, hicranın devasıdır...

Kimi zaman maşuka eceli hak ulaşır...
O zaman aşkın rengi zifiri siyah kalır...



Hazal Karadağ

Mor Yağmurlar

 
MOR BULUT © 2008 by para Você | Re-design Sweet Baby Girl