/Anlam yükledim varlığıma,
Eksiklerimi tamamlıyorum nicedir/
Eteğimdeki yarınlarımın tohumunu
Bugünden salacağım toprağa
Bahar kokacak bağrımda
Kır çiçekleri dolacak günlerime
İnanıyorum...
Güneşin mistik doğumunun ihtişamında
Mart'ı es geçmeyeceğim
Gülüşüme kattığım gülüşle
Sevgiyi nakşedeceğim ruhumda açan güllere
Su damlasının en duru haliyle
Aklıma yazacağım bu günü
Mutlu ilan ederken kalbimi
Hoşnut olacağım...
Tarla kuşlarını havalandıracağım gökyüzüne
Mor menekşelerin salınışlarını seyredeceğim
Hayat kulağıma ince bir melodi fısıldarken
Kocaman bir gülümseme geçireceğim yüreğimden
Kum sıcağında ki sözlerimi denize bırakacağım
Yol vereceğim hayata...
Kalbim çarpıyor gümbür gümbür
Ohhhhh ne de güzel bu havalar,
Nasıl kolay içime çekmek
Sonra salıvermek dışarı usul usul
Hissedebilmek baharı begonvil kokularıyla
İşte tam bu havalar yakışıyor bana...
Uzanıpda tutamadığım Ay doğarken,
Takvimden hızla eksilirken yapraklar
Saatin yelkovanı sıçrarken zamandan zamana
Aydınlık kalpte sihirli ışık gibi
Yürüyeceğim
Üzerine
Üzerine
Bugünden yarına
Yarından, sonrasına...
//Gülümserken yeni yaşıma,
Gözlerime hep sevgi yazacağım, söz//
Hatice Kürklü
16 Mart 2010 Salı
Doğum Günüme Özel Kendime Şiir
Gönderen Mor Bulut 0 yorum
Etiketler: Çocuk sevgi, hayat, kendini :), şımarmak
9 Mart 2010 Salı
Zaman Kuşu Uçtu Uçacak
Bir şiir yazsan,
Mesela gözlerim için,
Bana doğru uçsa kuşun kanadında
Yazdıklarına inansam
İnanmam ya,
İnanmış gibi yapsam…
Okusam,
Sendelesem,
Düşmesem…
Her şeyin zamanı varmış ya
Zaman kuşu uçsa
Adını unutsam
Adımı unutsan
Kalplerimiz vardı ya seven
Sevdiğimi unutsam
Sevdiğini unutsan
Yaşanmamışçasına…
Güne sessizlik çökse
Yaşananlar ayrıntı olsa
Hatırlansa da öfkeleri anlar
Unutulsa
Sonra,
Ben gitsem
Ardımdan sen gitsen
Şiişştt aynı yöne değil
Aksi yönlere… Aksi yönlere…
Hatice Kürklü
Gönderen Mor Bulut 0 yorum
Etiketler: bitmeli gitmeli gitmeliyim...., gitsem, sessizlik, umursamama
Toz Pembe Doğuş Simsiyah Yok Oluş
Anlık zevk için söndü hayatları
Gençliğini, hayatını yaşayamadan
Minik bedenlerine sığdırdılar acıyı…
Adı fark etmez ki,
Bizim çocuklarımız onlar…
“Bir defadan bir şey olmazdı”
Ama öyle değildi,
En acılı gününde “arkadaşı” tanıştırdı
“bir kez dene acılarını unutacaksın”
En zayıf anında en büyük kötülüğü gördü
Henüz 17 yaşındaydı,
Denedi,
Hayatı zindan oldu…
Soğuk ve zifirdi çalınan yaşamı,
Bedeni çürüdü…
Para bulmalıydı,
Ne olursa olsun nasıl olursa olsun
Çalmalı, dolandırmalıydı en sevdiklerini
Bedenini satmalıydı çaresizce
Yalancı cennetin bataklığında
Bilemeden, istemeden, yaşayamadan
Pimini çekmişti baharında hayatının…
Anneler, babalar vurgun yer çaresiz,
Mücadele eder bağımlı evladı için
Uzun bir süreçte yaşanır onca çaba
Aç susuz günler, çürümeye yüz tutmuş yıllar
Gözünün önünde kızının-oğlunun ellerinden kayıvermesi,
Yüreklerini kavurur, ocaklarını söndürür…
En zor anlarda tutunmak ister ellerine,
Tenini delik deşik ederken iğne,
Dalgalara bırakmamak, sarılmak, ulaşmak ister kurtuluşa…
Ebedi cehennemden kurtarmak başarısı,
Yeniden dirilişinin müjdesi olmalı sabırla…
Ülkemizde de çığ gibi artarken beyaz ölüm
Felaketini hazırlarken çocuklarımızın
Dikkatle takip etmeli…
Bastırıcı korkutucu olmadan,
Sevgiyle yaklaşmalı…
Nerede hata yaptıklarını görmeli,
Karartmadan fidan gibi gençliğini…
Anneler, babalar ve öğretmenler,
“ilk”ten uzak tutmak bunu bilmek öğretmek
Yaşamı karartan bu illete başlamadan dur demek
Tanışıklıkla/bulaşmayı engellemek
Asıl görevimiz olmalı…
Madde bağımlılığına karşı yürütülen savaşa rağmen
Her geçen gün bağımlısı sayısı artıyor ne yazık ki…
Hatice Kürklü
Gönderen Mor Bulut 0 yorum
Etiketler: Bizim, çocuklarımız, fidan, gençlik
Kırık Bir Aşk Hikayesi
Daha dündü yani,
Gül kokardı gülüşleri
Kuşlar geçerdi bakışlarının gölgesinden
Uzak bir şehrin kucağında
Aşk geçerdi yüzünden…
İşte bugün,
Bir bulut geçer gözlerinden
Duvara çarpar çığlıkları
Yüreğine saplanır dikenlerin acısı
Bir metal soğukluğunda
Islanır sözcükler dudağında
Karanlık geçer gözlerinden
Zamanın tam içinde,
Uzakta, çok uzakta
Üşüyor ayaz gecenin ağzında
Ruhu çatlıyor teninde
Şimşekler geçiyor içinden
Bir rüzgâr yakıyor yüzünü
Sancısıyla doğarken şafak
Soluğunun sensizliğinde,
Gün geçer ayak seslerinden…
Kim bilir belki yarın,
Geçit vermeyen nice akşamlarda
Zihninde kazılı özlemleriyle
Koynunda kalsa da düşleri
Sokulacak bahar süzülen terine
Kalbini söküp ekecek sahrasına
Mevsimleri geçirecek gözlerinden
Ruhuna üfleyecek çalgı
Kırık bir aşk hikâyesinin
Öyküsünü anlatacak dalgalara…
Şimdi o düşünsün bakalım
Geçirsin geçirebilirse
Yüreğini yüreğinden…
Hatice Kürklü
Gönderen Mor Bulut 0 yorum
Yetinemedim
//Her gün ağarıyoruz yeni doğan güneşle,
Yine de adımlarım beni sana yaklaştıramıyor//
Günün en güzel saatinde,
Sessizce ağarırken gün
Sabahın izinde yürüdüm
Denizin kıyısında…
Suya attığım çakıl taşı
Halkaları çoğalttıkça
Alnımda ağladı dalgaları…
Elimi değdirdiğimde berrak suya
Avuçlarımdan sızan suya değil
Suyun aksineydi kederim…
Ellerimde iki damla yaş artığı
Dilsiz gözlerimin feryadı
Bedeli ödenmiş asude yalnızlık
Nasılda içice…
Ne zaman seni düşünsem
Bu kent her zaman kucaklar beni
Sığmaz olurum şehre,
İçimde bir gül büyür usulca
Sığınmak isterim avuç içlerine
Özlem kalbimin orta yerinden geçer
Yakınır telaşlı yüreğim, öperim soluğundan
Sesimi eklerim şiirlerime
Isıtsın diye boşluğunu…
Dayanırsın diyor gururum,
Kalbime hükmü geçmese de
Mantığım onun esiri…
Bir içimlik dinlese
Yükselecek sular…
Oysa ki,
Sensizliğimde,
Sendelemiş, düşmüşüm
Titriyor ellerim…
Sevgilim, şimdi,
Duruşumun lirik yalnızlığında
Serçeler üşür penceremde…
Hatice Kürklü
Gönderen Mor Bulut 0 yorum
Etiketler: çakıl taşı, elveda, hatıra, şiir
Esmer Günler
Yıllara yenilmişliğin kahrıyla yazıldı esmer günler
İnsafsız hayatın dolambaçlarında ufunet düşünceler
Esir oldu beden ve tin sessiz tepelerde, eksik geçti günler
Her şafak vakti paramparça oldu aynalara düştü izdüşümü
Doyamadı, konuşamadı, yaşayamadı…
Zaman ve mekân savruldu çocuk parmak uçlarında,
Yüreğinin yıkık duvarlarına vurdu kış ve hüzün
Kaygıların toprağında, umudun gölgesinde zindan oldu masalı
Dinlendiremedi zıvanadan çıkan cinnet sözcüklerini
Beyninde uyuyan sarhoş akrep kımıltısında…
Geceydi, karanlıktı, ayazdı…
Kış güneşi bulutları saklayarak geçti uğultulu semadan
Sağır tepelerden yağmur kuşu sesi geldi yırtılan boşluktan
Ağzı kilitli geniş zaman uzaklaşırken sularından
Gerinip ay, düşlere yer aradı yeniden terkisinde…
Sabırdı, özlemdi, beklentiydi…
Tütsülendi tövbesiz günah aşkın mahreminde
Gülüşlerinin kırıldığı an yeniden yazıldı tarih
Filizlendi sevda açtı kapılarını sonsuzluğa
Dünden kaçırıldı martı kanadında rüzgârını arayan aşk
Boyun eğdirildi, yaldızlı taşlara yazıldı gül çağı
Gökyüzünün başını döndürdü aşkın mührü…
Hatice Kürklü
Gönderen Mor Bulut 0 yorum
Etiketler: Bitanemiz canımızsın özlemin buram buram, düş, sabır
