Hep birilerin dediklerini yapıyoruz,
İçimize üflenen kutsal nur gibi
En yalın halimizle çırılçıplaklığın teslimiyetinde
İçimizi dışımızı kuru dalla dolduruyorlar…
Doğumla başlayan uzun bir öyküde
Bize sunulan kader beyaz olsa da
Oynatır başka başka parmaktaki ipler
Mecburiyetler düşerken yaşamın duldasına
Yalnızlaşır kimlik, tutuşur çırağ…
Örselenmiş kimlikler tersyüz edilirken
İçe sırıtır yağlı kara oynayan ipler
Sıradan hiçliğin lacivert hüznünde
Kendi noksanlığına çentik atılır günbegün
Karaya vurur nice hayatlar…
Yüreklere dolanan insan sancısını
Yine insan, insana sağaltır kategorize ederek
Anadan doğma alınır sanki boyun eğişin diploması
İzinli izinsiz…
Öyle bir ses olmalı ki içimizde
İçimizde ki o sesi ”ben” olarak çıkarmalı
Kendi kendimizi tamamlamalıyız
Birilerinin uyandırmasını beklemeden…
Sessiz çığlıklar can acıtsa da
Diriltmeli yüreği mutedil rüzgârlar
Özgüvenden daha zor başkasına güvenmek
Onun içindir ki, susma,
Kendine ait olsun hep son söz…
Yaşamsal hak sizin, mülkiyeti sizde
Her koyun kendi bacağından asılacaksa eğer
Yalnızca kendiniz olun bunun nedeni
Kaybolmayın kıraç topraklarda
İplerle oynatılmak istemezseniz
Soyunun çırılçıplak
Giyinin kendi kudretinizi özünüze
Sürüklenecekse hayatınız sizin izninizle olsun
Veya siz katın önünüze hayatınızı
Başkasının parmaklarında olmasın teslimiyetiniz
Eğdirtmeyin başınızı
Eğmeyin hiç
Eğmeyin…
Mümkün olduğu kadar…
Hatice Kürklü
Goblin / kore dizisi
8 yıl önce

0 yorum:
Yorum Gönder